URANTİA’NIN KİTABI’NA - 127. Makale : Ergenlik Yılları

(USGNY-TUR-001-2017-1)



 İndir © Urantia Society of Greater New York

URANTİA’NIN KİTABI’NA   

Kısım IV: İsa’nın Hayatı ve Öğretileri

127. Makale : Ergenlik Yılları



127. Makale : Ergenlik Yılları

127:0.1 İSA ergenlik yaşlarına girdiğinde, kendisini, büyük bir ailenin başı ve tek destekleyicisi konumunda buldu. Babasının ölümünden sonraki birkaç yıl içinde tüm mülkleri gitmişti. Zaman ilerledikçe, mevcudiyet-öncesi gerçekliğinin artan bir biçimde bilincine varmaktaydı; aynı zamanda, o, özellikle, kendi Cennet Yaratıcısı’nı insanların çocuklarına açığa çıkarma görevinde dünya üzerinde ve beden içinde mevcut olduğunun farkına daha bütüncül bir biçimde varmaya başladı.

127:0.2 Bu dünyada veya başka bir dünyada, şu ana kadar yaşamış veya sonsuza kadar yaşayacak olan hiçbir ergen genç, gidermesi için daha ağır sorunlara veya çözmesi için daha çetrefilli zorluklara şimdiye kadar sahip olmamıştır veya şimdiden sonra sahip olmayacaktır. Urantia’nın hiçbir genci gelecekte hiçbir zaman; İsa’nın, on beş yaşından yirmi yaşına kadarki bu zorlu yıllar boyunca bizzat katlandığından daha zorlayıcı çatışmalardan ve daha sınayıcı durumlardan geçmeye çağrılmayacaktır.

127:0.3 Kötülükle çevrilenmiş ve günah tarafından kafası karışmış bir dünya üzerinde bu ergenlik yılları boyunca yaşamanın mevcut deneyimini böylelikle tatmış olarak, İnsanın Evladı, Nebadon âlemlerinin tümüne ait gençliğin yaşam deneyimi hakkında bütüncül bilgiye sahip olur hale gelmişti; ve, böylece o sonsuza kadar, her yaştaki ve yerel evreninin tamamı boyunca dünyaların tümü üzerindeki, sıkıntıya düşmüş ve kafa karışıklığı yaşayan ergenler için anlayışlı bir liman haline gelmişti.

127:0.4 Yavaş, ancak kesin bir biçimde ve mevcut deneyimle, bu kutsal Evlat; her yaştaki ve kişisel donanımın ve deneyimin her düzeyindeki varlıklar için anlayışlı liman olarak, yerel evren dünyalarının tümü üzerinde tüm yaratılmış usların sorgulanmayan ve yüce yöneticisi halinde, kendi evreninin egemeni haline gelme hakkını kazanmaktaydı.

1. On Altıncı Yaş (M.S. 10.yıl)

127:1.1 Vücutlaştırılmış Evlat, bebeklikten geçmiş olup, olağan bir çocukluğu deneyimlemişti. Bunun sonrasında o, çocukluk ve genç erkeklik arasındaki sınayıcı ve zorlayıcı geçiş aşamasından alnının akıyla çıkmıştı — o, ergen İsa haline gelmişti.

127:1.2 Bu yıl İsa, bütüncül fiziksel büyümesine erişmişti. O, erkeksi ve çekici bir gençti. O artan bir biçimde aklı başında ve ciddi hale gelmişti; ancak, iyiliksever ve anlayışlıydı. Bakışı yardımseverdi ancak irdeleyiciydi; gülüşü her zaman alımlı ve güven vericiydi. Sesi nameliydi, ancak gücünü hissettirir nitelikteydi; selamı içtendi, ancak yalındı. Her zaman, ilişkilerinin en olağanında bile, insan ve kutsal olarak, iki katmanlı bir doğanın izine dair bir kanıtın olduğu açığa çıkmıştı. Sürekli olarak o, anlayışlı arkadaşın ve gücünü hissettirir öğretmenin bu bileşimini sergilemişti. Ve, bu kişilik nitelikleri, bu ergenlik yaşlarında bile, öncül olarak açığa çıkmaya başlamıştı.

127:1.3 Bu fiziksel olarak güçlü ve gürbüz genç aynı zamanda; insan düşünüşünün bütüncül deneyimini değil, bu tür ussal gelişim için yetkinliğin bütününü elde eden bir biçimde, insan usunun bütüncül büyümesini elde etmişti. O; tüm bu etkenlerin güçlü, dikkat çekici ve etkileyici bir kişiliğe doğru bir bütün haline geldiği, sağlıklı ve çok dengeli ölçütlerde bir bedene, keskin ve irdeleyici bir akla, iyi niyetli ve anlayışlı bir eğilime, bir ölçüde değişken ancak kendinden emin bir mizaca sahipti.

127:1.4 Zaman ilerledikçe, annesine ek olarak erkek ve kız kardeşlerinin kendisini anlaması daha zor hale geldi; onlar, onlar öncesinden tasarlamamış bir biçimde onun sözleriyle karşılaşmış olup, onun yaptıklarını yanlış yorumladı. Onların hepsi, en büyük ağabeylerinin yaşamını anlamaya yetkin konumda bulunmamaktaydı, çünkü anneleri onlara öncesinden, İsa’nın Musevi insanlarının kurtarıcısı haline gelme nihai sonuna sahip olduğunu ima etmişti. Meryem’den bu tür anıştırmaları aile sırları olarak almış olduktan sonra, İsa’nın bu tür düşünce ve amaçların tümünü içtenlikle reddedişte bulunduğunda yaşamış oldukları kafa karışıklığını hayal edin.

127:1.5 Bu yıl Şimon, okula başlamıştı; ve, onlar, başka bir evi satma zorunda kalmışlardı. Yakup artık, ikisinin ciddi eğitime başlamak için büyüdüğü bir konumda, üç kız kardeşinin eğitiminin sorumluluğunu üstlenmişti. Ruth büyür büyümez, onun sorumluluğu Miryam ve Marta tarafından üstlenilmişti. Alışılageldiği haliyle Musevi ailenin kızları çok az eğitim görmekteydi; ancak, İsa (annesinin de hem fikir olduğu bir biçimde) kızların erkekler gibi okula gitmesini savundu; ve, sinagog okulu onları almayacağı için, özellikle onlar için bir ev okulu kurmadan başka yapacakları bir şey yoktu.

127:1.6 Bu yıl boyunca, İsa, yoğun bir biçimde çalışma tezgâhına bağlanmak zorunda kalmıştı. Şans eseri, yapacağı çok fazla iş vardı; onun zanaatı o kadar üstün bir düzeydeydi ki, bu bölgede işler ne kadar durgun olursa olsun o hiçbir zaman boş kalmamıştı. Yapacağı çok fazla iş olduğunda, Yakup ona yardım ederdi.

127:1.7 Bu yılın sonunda, o; ailesini yetiştirdikten ve onları evlendirdikten sonra, gerçekliğin bir öğretmeni ve dünya için cennetsel Yaratıcının bir açığa çıkarıcısı olarak, görevine resmi bir biçimde başlayacağına karar verme aşamasındaydı. O, beklenmekte olan Musevi Meshi haline gelmeyeceğini bilmekteydi; ve, o, annesi ile bu hususları tartışmanın neredeyse nafile olduğuna karına varmıştı; o, annesinin, neyi düşünmek istiyorsa onu düşünmesine izin vermeye karar verdi; zira, İsa’nın geçmişte söylemiş olduğu her şey, onun üzerinde çok az etkide bulunmuştu, ve İsa, babasının öncesinden, annesinin aklını değiştirebilecek herhangi bir şeyi söyleyememiş olduğunu hatırlamıştı. Bu yıldan itibaren o, bu sorunlar hakkında, annesi ile, veya başka herhangi biri ile, daha az konuşmuştu. Onunki o kadar tuhaf bir görevdi ki, dünya üzerinde yaşayan hiçbir kişi bu görevin yerine getirilmesine ona akıl veremezdi.

127:1.8 O, ailesine gerçek fakat genç bir babaydı; İsa her olası saati çocuklar ile harcamıştı, ve onlar İsa’yı gerçekten çok sevmişlerdi. İsa’yı o kadar çok çalışır görmekten annesinin içi parçalanmaktaydı; annesi, Yusuf ile çok arzu duyan bir biçimde tasarlamış oldukları bir şekilde Kudüs’de hahamlar ile çalışmak yerine, ailenin yaşamını idame ettirmek için marangoz tezgâhında her bir gün kan-ter içinde emek verişi karşısında çok üzülmekteydi. Her ne kadar çocuğuna dair Meryem’in anlamadığı birçok şey olsa da, Meryem İsa’yı derinden sevmekteydi; ve, Meryem, İsa’nın istekli bir biçimde evin sorumluluğunu omuzlamasını olabildiği en derinden bir biçimde takdir etmekteydi.

2. On Yedinci Yaş (M.S. 11.yıl)

127:2.1 Yaklaşık olarak bu zaman zarfında, özellikle Kudüs’de ve Yahudiye’de, Roma’ya olan vergilerin ödemesine karşı olan bir isyanı desteklemede dikkate değer derecede hoşnutsuzluktan doğan kamuoyu eğilimi bulunmaktaydı. Orada, yakın bir zamanda Fanatikler olarak adlandırılacak olan, güçlü bir milliyetçi parti ortaya çıkmaktaydı. Fanatikler, Ferisiler’in aksine, Mesih’in gelişini beklemeye gönüllü değillerdi. Onlar, siyasi başkaldırıyla işleri derhal doğru yoluna koymayı önermişlerdi.

127:2.2 Kudüs’den olan düzenleyicilerin bir topluluğu, Celile’ye varmış olup, Nasıra’ya ulaşmalarından önce iyi bir başlangıç göstermekteydiler. İsa’yı görmeye geldiklerinde, İsa onları dikkatle dinledi ve birçok soru sordu; ancak, partilerine katılmayı reddetti. O, partiye katılmama nedenlerini açığa çıkarmayı tamamiyle geri çevirmiş olup, onun reddedişi, Nasıra’daki genç akranlarının bu partiden uzak durmasına neden oldu.

127:2.3 Meryem, onu kaydolmaya ikna etmek için elinden geleni yaptı; ancak o, İsa’nın görüşlerini değiştiremedi. Meryem İsa’yı; Kudüs’den geri dönmeleri üzerine ebeveynlerine tabi olacağına dair sözünü yerine getirmemek olarak, annesinin onun milliyetçi davaya destek vermesi emrine karşı gelmesinin itaatsizlik olduğuyla korkutmaya kadar gitmişti; ancak, bu imaya cevap olarak o yalnızca, elini annesinin omzuna nazikçe koyup, ve yüzüne bakıp, şunu söyledi: Annem, bunu nasıl yaparsın?” Ve, Meryem, sözünü geri aldı.

127:2.4 İsa’nın amcalarından bir tanesi (Meryem’in kardeşi Şimon), sonrasında Celile birliğinde bir görevli hale gelerek, hâlihazırda bu topluluğa katılmış haldeydi. Ve, birkaç yıl boyunca, İsa ve amcası arasında ilişki kopukluğuna benzer bir şey vardı.

127:2.5 Ancak, karışıklığın tohumları Nasıra’da tutmaya başlamıştı. İsa’nın bu hususlara karşı tutumu, şehrin Musevi gençleri arasında bir ayrışmaya neden olmuş haldeydi. Gençlerin yaklaşık olarak yarısı, milliyetçi örgüte katılmış haldeydi; ve, bu gençlerin diğer yarısı, İsa’nın önderliği üstlenişini bekleyerek, daha ılımlı vatanseverlerin bir karşıt topluluğunun kurulumuna başlamıştı. Onlar, ağır aile sorumluluklarını bir neden olarak göstererek bağışlanmasını isteyen bir biçimde, kendisine önerilen onuru reddettiğinde hayretler içinde kalmışlardı; onların hepsi İsa’ya izin verdi. Ancak, durum; yakın bir zaman içinde, Musevi-olmayanlara borç para veren bir kişi olarak varlıklı bir Yahudi İshak’ın öne çıkıp, İsa’nın, marangoz aletlerini bırakıp bu Nasıra vatanseverlerinin önderliğini üstlenmesi karşılığında, onun ailesine destek vermeye karar verdiğinde, daha da karmaşık bir hale geldi.

127:2.6 İsa, bu zamanlar daha neredeyse on yedinci yaşını doldurmamışken, öncül yaşamının en kırılgan ve zor durumlarından bir tanesiyle karşı karşıya geldi. Vatanseverlik hususları, özellikle vergi toplayan yabancı ve baskıcı yöneticiler tarafından daha çetrefilli hale geldiğinde, ruhsal önderler için müdahil olma bakımından her zaman zorluk teşkil etmekteydi; ve, bu, bahse konu böyle bir durumda olağandan daha fazlaydı, çünkü Musevi dini Roma’ya olan tüm bu hoşnutsuzluğun tam da içine girmişti.

127:2.7 İsa, annesi ve amcası nedeniyle daha da zor bir konuma getirilmişti; ve, küçük erkek kardeşi Yakup’un bile dâhil olduğu bir şekilde, hepsi İsa’dan, milliyetçi davaya katılmasını talep etti. Nasıra’nın tüm iyi Musevileri katılmış partiye yazılmış konumdalardı; ve, harekete katılmamış bu genç erkekler, İsa kararını değiştirdiği anda ona yazılacaklardı. O, tüm Nasıra içinde kendisine tavsiyede bulunabilecek tek bir bilge danışmana sahipti, bu kişi onun eski öğretmeni, hazzandı; hazzan, Nasıra’nın vatandaşları heyeti İsa’ya geldiğinde, İsa’nın, kendisine yönetilmiş olan toplum itirazına ne cevapta bulunacağını sorduğunda, bu yanıt hususunda İsa’ya tavsiyede bulunmuştu. İsa’nın genç yaşamının tamamında, bu, bilinçli bir biçimde toplum stratejisine başvurmuş olduğu ilk seferdi. Bu zamana kadar o, her seferinde, duruma açıklık kazandırmak için gerçekliğin bir dürüst ifadesine dayanmaktaydı; ancak, şimdi o, bütüncül doğruluğu açığa çıkaramazdı. O, bir insandan daha fazlası olduğunun imasında bulunamazdı; o, daha olgun bir erişkinliğe erişimini bekleyen görev düşüncesini açığa çıkaramazdı. Bu sınırlılıklara rağmen, dinine olan bağlılığı ve milletine olan sadakati doğrudan bir biçimde sorgulanmaktaydı. Ailesi bir kargaşa içindeydi, genç arkadaşları bölünmüştü, ve kasabanın Musevi bölümünün tamamında her kafadan bir ses çıkmaktaydı.

127:2.8 Bir şeylerin yapılması gerekliydi. O, tarafını belli etmek zorundaydı; ve, bunu cesurca ve diplomatik bir biçimde yerine getirişi birçoklarını tatmin etti, ancak herkesi değil. İsa; bir babanın gözetimine ve yönlendirişine ihtiyaç duymaları gibi, dul kalmış bir anneye ilaveten erkek ve kız sekiz kardeşin, yaşamın fiziksel gereklilikleri olarak— yalın paranın satın alabileceğinden daha fazla bir şeye ihtiyaç duyduğunu, ve, eğer acımasız bir kaza başına gelecek olursa sorumlu olmadığına vicdanının izin vermeyeceğini ifade eden bir biçimde, ilk sorumluluğunun ailesi olduğunu öne sürerek, özgün savunmasının çerçevesine bağlı kaldı. Annesine ve en büyük kardeşine, kendisini serbest bırakmakta istekli oldukları için teşekkür etti; ancak, o, vefat etmiş bir babaya olan sadakatin, babasının hiçbir-zaman-unutulmayacak “para sevgide bulunamaz” ifadesinde bulunarak, ne kadar para ailesine maddi destek için gelecek olursa olsun ailesinden ayrılışına engel olduğunu tekrarladı. Bu açıklama boyunca İsa, “yaşam görevine” birkaç üstü kapalı atıfta bulundu; ancak o bu görevin, askeri düşünce ile tutarlı veya tutarsız olmasından bağımsız olarak, yaşamındaki başka her şey ile beraber, ailesine olan sorumluluğunu sadık bir biçimde yerine getirebilmesi için terk edilmiş olduğunu açıkladı. Nasıra’daki herkes, İsa’nın ailesine iyi bir baba olduğunu çok iyi bilmekteydi; ve, bu, her soylu Musevi’nin kalbine o kadar yakın olan bir husustu ki, İsa’nın savunması, kendisini dinleyenlerin birçoğunun kalbinde takdir eden bir karşılık buldu; ve, bu görüşte bulunmayanların bazılarının silahları, Yakup’un, her ne kadar takvimde yer almasa da ayın zamanda sunmuş olduğu bir konuşması tarafından etkisiz hale geldi. Bahse konu bu günde, hazzan İsa’yı bu konuşma için hazırlamıştı; ancak, bu ikisinin sırrıydı.

127:2.9 Yakup; ailesinin sorumluluğunu üstlenecek kadar büyür büyümez, İsa’nın, ait bulunduğu insanları özgürleştirmeye yardımda bulunacağından emin olduğunu ifade etti; ve, şunu ilave etti: eğer bir kez olsun İsa’nın “babamız ve öğretmenimiz olarak için bizlerle beraber kalmaya devam etmesine rıza gösterecek olursanız, bunun sonucunda sizler Yusuf’un ailesinden yalnızca tek bir öndere değil, yakın bir zaman içinde beş sadık milliyetçiye sahip olacaksınız, zira ağabey-babamızın yönlendirişinden milletimize hizmet etmek için büyümekte ve yetişmekte olan beşimiz yok muyuz?” Ve, böylece ufaklık, fazlasıyla gerilimli ve tehditkâr bir duruma oldukça mutlu olan bir sonu getirdi.

127:2.10 Kriz bir süreliğine giderilmişti; ancak, hiçbir zaman bu olay, Nasıra’da unutulmamıştı. Hoşnutsuzluk varlığını sürdürmüştü; İsa artık bir daha herkesin iyi gözle baktığı konumda olmamıştı; görüş ayrılığın üstesinden hiçbir zaman bütüncül bir biçimde gelinmemişti. Ve, bu, diğer ve daha sonraki olayların beraberinde getirdiği bir sonuç olarak, onun ileriki yıllarda Kapernaum’a taşınmasının ana sebeplerinden bir tanesini oluşturmuştu. Bu andan itibaren, Nasıra, İnsanın Evladı’na dair bir görüş ayrılığı besledi.

127:2.11 Yakup bu yılda okuldan mezun olup, marangoz atölyesinde tam zamanlı çalışmaya başladı. Yakup öncesinden, aletlerle zeki bir çalışan haline gelmişti; o artık bu aşamada boyunduruk ve sabanların yapımını İsa’dan devralırken, İsa daha fazla ev dekorasyonu ve uzman ev eşyaları işi yapmaya başladı.

127:2.12 Bu yıl İsa, aklını düzene sokmada büyük bir ilerleme kaydetti. Öncesinden kademeli bir biçimde o, kutsal ve insani doğalarını bir arya getirmiş halde bulunmaktaydı; ve, o, kendi öz kararlarının gücü ile, ve, bahşedilme-Evlat-sonrası dünyaların üzerindeki tüm olağan fanilerin akılları içinde sahip oldukları bir Görüntüleyici’nin tıpatıp aynısı olarak, yalnızca ikamet eden Görüntüleyici’nin yardımıyla, usun tüm bu düzenlenişini gerçekleştirmişti. Bu ana kadar; Kudüs’de kendisine bir seferinde görünür hale gelmiş olan, abisi Emanuel tarafından gönderilmiş bir ileticinin ziyareti dışında, bu genç adamın sürecinde doğa-ötesi hiçbir şey gerçekleşmemişti.

3. On Sekizinci Yaş (M.S. 12.yıl)

127:3.1 Bu yıl boyunca, ev ve bahçe dışında, tüm aile mülkü elden çıkarılmıştı. Hâlihazırda ipotek edilmiş olan Kapernaum mülkünün son parçası (bir başkasında olan hisse dışında) satılmıştı. Buradan gelen gelir; vergilerde, Yakup için bir takım yeni aletler almada, ve, Yakup, ev atölyesinde çalışacak ve Meryem’e ev işlerinde yardım edecek kadar büyüdüğü için İsa’nın bu aşamada geri almayı teklif ettiği, ailenin yapım ve tamir atölyesine bir yatırımda bulunmada kullanılmıştı. Mali baskının bir süreliğine bu şekilde hafiflemesiyle, İsa Yakup’u Hamursuz’a götürmeye karar vermişti. Onlar Kudüs’e, yalnız olmak için, Samarya üzerinden giderek bir gün önce ulaşmışlardı. Onlar yürümüşlerdi, ve İsa Yakup’a yol üzerinde, babasının beş yıl önce benzer bir seyahatte öğretmiş olduğu gibi, tarihi yerlerden bahsetmişti.

127:3.2 Samarya’dan geçerken, onlar birçok tuhaf manzarayla karşılaştı. Bu seyahat boyunca onlar, kişisel, ailevi ve milli olmak üzere sorunlarının birçoğu üzerine konuşmuşlardı. Yakup, oldukça dindar türden bir ufaklıktı; ve, her ne kadar o, İsa’nın yaşam görevi hakkında çok az şeyi bildiğine dair annesiyle tamamiyle hem fikir olmasa da, İsa’nın görevine başlayabilmesi için ailesinin sorumluluğun üstlenmeye yetkin olacağı zamanı dört gözle beklemekteydi. O, İsa’nın kendisini Hamursuz’a elleriyle götürmesini oldukça takdir etmekteydi; ve, onlar gelecek hakkında, daha önce olduğundan çok daha bütüncül bir şekilde konuşmuşlardı.

127:3.3 İsa; Samarya boyunca seyahat ederlerken, özellikle Bethel’de ve Yakup’un kuyusundan su içerken, fazlasıyla düşünmüştü. O ve kardeşi; İbrahim, İshak ve Yakup’a dair tarihi anlatılar üzerine görüş alışverişinde bulundu. O; mabede olan ilk ziyaretinde benzer bir biçimde kendisinin deneyimlemiş olduğu büyük şaşkınlığı azaltmayı arzulayarak, Kudüs’de gözlemlemek üzere olduğu şeyler hakkında Yakup’u hazırlamak için böylece büyük emek sarf etti. Ancak, Yakup, bu tür manzaraların bazılarına karşı çok hassas değildi. O, mekanik ve duygusuz bir biçimde din adamlarının bazılarının görevlerini yerine getirmesi hakkında yorumda bulundu, ancak bütünü bakımından Kudüs’deki ikametinden çok büyük bir keyif aldı.

127:3.4 İsa Yakup’u Bethani’ye Hamursuz akşam yemeği için götürmüştü. Şimon babalarının yanında toprağa verilmişti, ve İsa bu haneye, mabetten kurbanlık kuzu getirerek, Hamursuz ailesinin başı olarak önderlik etmişti.

127:3.5 Hamursuz akşam yemeğinden sonra Meryem Yakup ile konuşmak için özel bir vakit ayırmışken, Marta, Lazarus ve İsa beraberce gece boyu konuştular. Bir sonraki gün onlar mabet ayinlerine katılmışlardı; ve, Yakup, İsrail ulusuna kabul edildi. Bu sabah, Zeytindağı’nın yamacında mabede bakmak için durduklarında, Yakup büyülenmiş bir biçimde haykırırken, İsa sessiz bir şekilde Kudüs üzerinde göz gezdirdi. Yakup, abisinin tutumunu kavrayamamaktaydı. Bu gece onlar tekrar Bethani’ye geri döndü ve bir sonraki gün eve doğru ayrılacaklardı; ancak, Yakup, öğretmenleri duymak istediğini açıklayarak, ertesi gün mabede geri dönmelerinde ısrar etmişti. Ve, her ne kadar bu doğruysa da, kalbinde gizlice o, önceden annesinin bahsedişini duymuş olarak, İsa’nın söyleşilere katılışını duymak istemekteydi. Bunun uyarınca onlar mabede gidip, söyleşileri dinlemişlerdi; ancak, İsa hiçbir soru sormadı. İnsan ve Tanrı’nın bu uyanmakta olan aklı için yaşanan her şey çok çocuksu ve önemsiz göründü — o ancak bu insanlara acıyabilirdi. Yakup, İsa’nın hiçbir şey söylememiş olmasından hayal kırıklığına uğramıştı. Onun sorgularına karşı İsa yalnızca şu yanıtı verdi: “Vaktim henüz gelmedi.”

127:3.6 Bir sonraki gün onlar, Eriha ve Ürdün vadisi üzerinden evlerine doğru hareket ettiler; ve, İsa, on üç yaşındayken bu yol üzerindeki bir önceki seyahatini de içeren, birçok eski şeyden konuştular.

127:3.7 Nasıra’ya geri dönmeleri üzerine, İsa, eski aile tamir atölyesinde çalışmaya başlayıp, her gün şehrin ve çevre bölgelerin dört bir tarafından gelmekte olan çok fazla sayıdaki insan ile buluşabilme imkânıyla fazlasıyla mutlu olmuştu. İsa, insanları — ayırt etmeksizin, akla ilk gelen sıradan insanları — gerçek anlamıyla çok derinden sevmekteydi. Her ay, atölye ödemelerini yerine getirip, Yakup’un yardımı ile ailesine destek olmaya devam etti.

127:3.8 Yılda birkaç kez, ziyaretçiler bu şekilde faaliyet göstermek için mevcut bulunmadığı zaman İsa, sinagogda Şabat yazıtlarını okumaya devam etmiş olup, birçok kez ana fikir hakkında yorumlarını sundu; ancak, o, metinlerini öyle bir biçimde seçmekteydi ki, yorumda bulunmak gereksiz kalmaktaydı. O mahirdi; çeşitli metinleri öyle bir okuma sırasında bir araya getirmekteydi ki, bir metin diğerini aydınlatmaktaydı. O, havanın izin verdiği zamanlarda, erkek ve kız kardeşlerini Şabat öğleden sonraları dışarı doğa gezintilerine çıkarmayı hiçbir zaman ihmal etmedi.

127:3.9 Yaklaşık olarak bu zaman zarfında, hazzan, felsefi söyleşiler için, farklı üyelerin evlerinde ve sıklıkla kendi evinde buluşan bir delikanlılar topluluğu başlatmıştı; ve, İsa, bu topluluğun başat bir üyesi haline gelmişti. Böylelikle, o, yakın dönemde yaşanmış olan milliyetçi anlaşmazlıklar zamanında yitirmiş olduğu yerel saygınlığının bir kısmını yeniden kazanmaya yetkin hale getirilmişti.

127:3.10 Onun toplumsal yaşamı, her ne kadar kısıtlı olmuş olsa da, bütünüyle görmezden gelinmiş halde değildi. O, Nasıra’nın hem genç erkekleri hem de genç kadınları arasında birçok sıcak arkadaşa ve sadık hayrana sahipti.

127:3.11 Eylül ayında, Elizabet ve Yahya, Nasıra ailesini ziyaret etmek için geldi. Babasını kaybetmiş olarak, Yahya; eğer İsa marangozluk işi veya başka bir meslek işi yapmak için Nasıra’da kalmasını kendisine tavsiye etmezse, tarıma ve koyun yetiştiriciliğine atılmak için Yahudiye tepelerine geri dönme arzusundaydı. Onlar, Nasıra ailesinin neredeyse bir kuruşa bile sahip olmadığını bilmemekteydiler. Meryem ve Elizabet erkek çocukları hakkında daha fazla konuştukça, onlar, iki delikanlının beraber çalışmasının ve birbirlerini daha sıklıkla görmesinin kendileri için iyi olacağından emin oldular.

127:3.12 İsa ve Yahya beraberce birçok yürüyüşte bulundu; ve, onlar, oldukça özel ve kişisel olan belli başlı hususlar üzerine konuştular. Onlar bu ziyareti tamamladıklarında; onları görevlerine “cennetsel Yaratıcı’nın çağıracağı” zamandan sonra, kamu hizmetinde buluşacakları vakte kadar birbirlerini tekrar görmemeye karar vermişlerdi. Yahya Nasıra’da gördüğü karşısında çok devasa bir biçimde etkilenmişti ki, eve geri dönüp annesine destek olması gerektiğinin çıkarımında bulunmuştu. O, İsa’nın yaşam görevinin bir parçası olacağından emin hale gelmişti; ancak, o, İsa’nın, ailesini yetiştirmek için birçok yıl bekleyecek olduğunu görmüştü; böylelikle, o, evine geri dönmekten, küçük çiftliklerinin bakımı için ve annesinin ihtiyaçlarına hizmet etmek için buraya yerleşmekten çok daha fazla tatminkâr olmuştu. Ve, bir daha tekrar, Yahya ve İsa birbirlerini, Ürdün vadisi yakınlarında İnsan’ın Evladı kendisini vaftiz için sunduğunda görmemişti.

127:3.13 Bu yılda, Aralık’ın 3’ü, Cumartesi öğleden sonrası, ölüm ikinci kez bu Nasıra ailesini vurmuştu. Bebek kardeşleri olan Küçük Amos, yüksek ateşli bir hafta süren hastalıktan sonra yaşamını yitirdi. Tek destekçisi olarak en büyük oğlu ile bu keder döneminden geçtikten sonra, Meryem, en sonunda ve en bütüncül anlamıyla İsa’nın ailenin gerçek başı olduğunu tanıdı; ve, o gerçekten de layık bir önderdi.

127:3.14 Dört yıl boyunca, onların ortalama yaşam kalitesi düzenli bir biçimde düşmüş haldeydi; her yıl, artan fakirliğin baskısını hissetmişlerdi. Bu yılın sonuna yakın, onlar, çetin mücadelelerinin tümü içinde en zorlu deneyimlerinden bir tanesi ile karşılaşmışlardı. Yakup henüz çok kazanmaya başlamamıştı, ve her şeyin üstüne bir cenazenin masrafları onları fazlasıyla sarstı. Ancak, İsa, endişeli ve yas içindeki annesine yalnızca şunu söylerdi: “Meryem Anne, keder bizlere yardım etmeyecek; hepimiz elimizden gelenin en iyisi yapıyoruz, ve, eğer olursa, annenin gülücüğü bizlerin daha iyisini yapmasına ilham kaynağı bile olabilir. Gün ve gün, daha iyi günlerin önümüzde olduğuna dair ümit ile, bu görevler için güçlü hale gelmekteyiz.” Onun sarsılmaz ve ayakları yere değen iyimserliği gerçekten de herkese yayılır nitelikteydi; çocukların tümü, daha iyi dönemlerin ve daha iyi şeylerin beklentisinde olan bir çevrede yaşamıştı. Ve, bu ümit dolu cesaretlendirme, fakir oluşlarının getirdiği ruhsal çöküntüye rağmen, güçlü ve soylu karakterlerin gelişimine çok güçlü bir biçimde katkıda bulunmuştu.

127:3.15 İsa; yapılması gereken herhangi bir işte, hemen elinin altında bulunan tüm akıl, ruh ve beden güçlerini etkin bir biçimde harekete geçirme yetkinliğine sahipti. O, çözmeyi arzuladığı bir sorun üzerinde derin-düşünen aklını yoğunlaştırabilirdi; ve, yorulmak bilmez sabrı ile ilişkili bir biçimde, onun bu yetisi kendisini, sanki “görülmez Olanı görür” gibi yaşar bir halde — zor bir fani mevcudiyetin sınavlarına sakince katlanmasına yetkin hale getirdi.

4. On Dokuzuncu Yaş (M.S. 13.yıl)

127:4.1 Bu zaman zarfında, İsa ve Meryem, çok daha iyi anlaşmaktaydı. Meryem onu daha az bir oğlan çocuğu gibi görmekteydi; İsa Meryem’in gözünde, kendisinin çocuklarına daha fazla bir baba gibi olan hale gelmişti. Her günün getirdiği yaşam, gündelik ve derhal çözülmesi gereken sorunlar ile dolup taşmaktaydı. Daha az sıklıkla onlar, İsa’nın yaşam görevi hakkında konuşmaktaydı; zira, zaman ilerledikçe, tüm düşünceleri ortak bir biçimde, dört erkek ve üç kız çocuktan oluşan ailelerine bakmaya ve onları yetiştirmeye adanmıştı.

127:4.2 Bu yılın başlarında, İsa; kötülüğü yasaklamadan oluşan eski Musevi yöntemi yerine iyi bir şeyi gerçekleştirmenin olumlar talebi biçiminde — çocukları eğitmeye dair kendi yöntemlerini annesinin kabul edilişini bütünüyle elde etmiş haldeydi. Kendi evinde ve kamu-eğitimin süreci boyunca, İsa her seferinde, insanlardan beklenilen isteğin olumlar türünü uygulamıştı. Her zaman ve her yerde o şunu söylemişti; “Bunu yapmalısın — onu yapman iyi olur.” O hiçbir zaman, kökenini ilk çağlardaki tabulardan alan yasaklar türden öğretiyi uygulamamıştı. O, yasaklar biçimde kötülük üzerinde vurguda bulunmaktan kaçınmıştı; bunun karşısında o, dışa vurulmasını talep eden bir biçimde iyiliği yüceltmişti. Bu hanede dua zamanı, ailenin refahı ile ilgili, küçük veya büyük, her ne varsa onun üzerinde görüş ifade etmek için bir fırsattı.

127:4.3 İsa; erkek ve kız kardeşleri üzerinde bilge bir disipline öyle erken bir yaşta başlamıştı ki, kendisine olan kuşkusuz ve içten bağlılığı elde etmek için neredeyse hiçbir ceza hiçbir zaman gerekmemişti. Tak istisna; kendisine karşı ara ara tekrar eden durumlarda, ev kurallarına karşı gelmesi yüzünden cezalar uygulamayı gerekli gördüğü, Yude’idi. Yude’nin, itiraf etmiş ve kasten gerçekleştirmiş olduğu aile davranış kurallarına karşı gelişi için cezalandırılmasının bilgece olarak görüldüğü üç olayda da, cezası, büyük çocukların hem fikir hükmüyle sabit hale getirilmiş olup, uygulanmasından önce Yude’nin kendisine bildirilmişti.

127:4.4 Her ne kadar İsa yaptığı her şeyde olabilecek en fazla ölçüde yöntemsel ve düzensel olsa da, orada aynı zamanda, İsa’nın tüm idari hükümlerinde, baba-ağabeylerini harekete geçirmiş olan bir adalet duygusunun tüm çocukları fazlasıyla etkilediği, yorumun canlandırıcı bir esnekliği ve kişiye göre farklılık gösteren bir uyumlaştırma bulunmaktaydı. İsa hiçbir zaman, erkek ve kız kardeşlerini keyfi bir biçimde cezalandırmadı; ve, bu türden tek-tip ortak adalet ve kişisel gözetim, İsa’yı tüm ailesine fazlasıyla sevdirmişti.

127:4.5 Yakup ve Şimon, kavgacı ve zaman zaman sinirli olan oyun arkadaşlarını iknayla ve karşılık göstermeyerek sakinleştirme yöntemini takip etmeye çalışarak büyüdü; ve, onlar, oldukça başarılı olmuştu; ancak, Yusuf ve Yude, bu tür öğretilere evde razı olurken, oyun arkadaşları tarafından saldırıya uğradıklarında kendilerini savunmak için acele etmekteydiler; özellikle, Yude, bu öğretilerin özüne karşı gelmede suçlu olmuştu. Ancak, karşılık göstermemek ailenin bir kuralı değildi. Kişisel öğretilere yerine getirmemenin karşılığında herhangi bir cezada bulunulmamıştı.

127:4.6 Genel olarak, çocukların tümü, özellikle kızlar, İsa’ya çocukluk sorunları hakkında danışır ve şefkatli bir babayla yapacakları gibi kendisiyle sırlarını paylaşırlardı.

127:4.7 Yakup, çok dengeli ve duyguları sağlam bir çocuk olarak büyümekteydi; ancak, o, İsa kadar ruhsal olarak eğilimli değildi. Yakup; sadık bir çalışan olsa da, daha bile az ruhsal akılda bulunan Yusuf’dan çok daha iyi bir öğrenciydi. Yusuf ağır gelişen bir çocuk olup, diğer çocukların ussal seviyesinde değildi. Şimon iyi niyetli bir oğlandı, ancak haddinden fazla hayalci biriydi. O, hayatında istikrarlı bir konuma gelmekte yavaş kalmakta olup, İsa ve Meryem için ciddi derecede endişeye sebebiyet vermekteydi. Ancak, o her zaman, iyi ve iyi niyetli bir gençti. Yude, duyguları ateşli olan yaramaz bir çocuktu. O ideallerin en yükseğine sahipti, ancak dengeli olmayan bir huya sahipti. O, annesinin kararlılığının ve kendinden eminliğinin tümüne, hatta daha bile fazlasına sahipti; ancak, o, annesinin orantılılığından ve muhakeme gücünden yoksundu.

127:4.8 Miryam, soylu ve ruhsal olan şeylere dair kesin bir beğeniyi beraberinde taşıyan oldukça dengeli ve sakin bir kızdı. Marta düşünce ve eylemde yavaştı, ancak oldukça güvenilir ve düzenli bir çocuktu. Bebek Ruth, evin güneş ışığıydı; her ne kadar ne söylediğini bilmese de, en içten olan kalbe sahipti. O neredeyse tamamen, en büyük abisine ve babasına ibadet etmişti. Ancak, onlar, Ruth’u şımartmamışlardı. O, güzel bir çocuktu, ancak, eğer şehrin değilse bile ailenin prensesi olan Miryam kadar fazlasıyla alımlı değildi.

127:4.9 Zaman ilerledikçe, İsa; aile öğretilerindeki ve Şabat âdetininkine ek olarak dinin diğer fazları ile ilgili uygulamalardaki katılıkları gidermek ve onlar üzerinde değişiklikte bulunmak için fazlasıyla uğraş verdi; ve, tüm bu değişikliklere, Meryem içtenlikle onay verdi. Bu zaman zarfında, İsa, evin sorgulanmayan başı haline gelmiş konumdaydı.

127:4.10 Bu yıl, Yude okula başlamıştı, ve İsa için, bu giderleri karşılamak için kendi arpını satmak gerekli olmuştu. Böylelikle, onun boş zaman keyiflerinin sonuncusu da ortadan kaybolmuştu. İsa, aklı yorulduğunda ve bedeni bitap düştüğünde arpını çalmayı çok fazlasıyla sevmekteydi; ancak, o kendisini, arpının en azından vergi toplayıcısının el koyamayacağı güvenli bir yerde olduğunu düşünerek teselli etti.

5. Üzeyir’in Kızı, Rebeka

127:5.1 Her ne kadar İsa fakir olsa da, Nasıra’daki toplumsal konumu hiçbir şekilde zedelenmemişti. O şehrin en başta gelen genç erkeklerinden biri olup, genç kadınların büyük bir çoğunluğu tarafından çok yüksek bir düzeyde görülmekteydi. İsa, gürbüz ve ussal olan erkekliğin bu türden muhteşem bir örneği olduğu için, ve bir ruhsal önder olarak sahip olduğu saygınlığını da hesaba katınca, Nasıra’nın varlıklı bir tüccarı ve ticaret erbabı olan Üzeyir’in en büyük kızı Rebeka’nın, Yusuf’un bu oğluna yavaş yavaş âşık olmakta oluşunu fark etmesi şaşılası bir durum değildi. Rebeka beslediği sevginin sırrını ilk olarak İsa’nın kız kardeşi Miryam ile paylaştı; ve, Miryam buna karşılık olarak, bunların hepsini annesi ile konuştu. Meryem’in heyheyleri başına toplanmıştı. O, artık ailesinin hayati derecede önemli hale gelmiş başı olan oğlunu kaybetmek üzereydi? Sorunlar hiç bitmeyecek miydi? Başlarına daha ne gelecekti? Ve, bunun sonrasında, evliliğin İsa’nın gelecek süreci üzerinde ne tür bir etki bırakacağı üzerinde durup düşünmeye başladı; sıklıkla olmasa da, ancak en azından zaman zaman Meryem, İsa’nın “söz verilmiş bir evlat olduğu” gerçeğini hatırlamıştı. Ve, o ve Miryam’ın bu husus hakkında konuşmalarından sonra, ikisi; doğrudan bir şekilde Rebeka’ya gidip, tüm vaziyeti önüne serip, ve kendisine dürüst bir biçimde, İsa’nın nihai sonun bir evladı olduğuna, ve büyük bir dini önder, muhtemelen Mesih, olacağına dair görüşlerini söyleyip, İsa’nın bu hususu öğrenmesinden önce onu son vermek için bir girişimde bulunmaya karar vermişlerdi.

127:5.2 Rebeka tüm dikkatiyle dinledi; anlatılandan fazlasıyla heyecan duymuş olup, şansını tercih ettiği bu erkek ile denemeye ve onun önderlik sürecini paylaşmaya eskisinden daha da çok kararlı hale geldi. O (kendi kendisine, içinden), bu tür bir erkeğin her şeyden daha fazla bir ölçüde sadık ve düzenli kadına ihtiyaç duyacağını savundu. O Meryem’in kendisini vazgeçirme çabalarını, ailesinin başı ve tek destekçisini yitirme kaygısına karşı doğal bir tepki olarak yorumladı; ancak, babasının, marangozun oğluna karşı kendisinin beslemek olduğu ilgiyi onaylamış olduğunu bilerek, onun, İsa’nın kazancının kaybını bütünüyle telafi etmek için yeterli bir gelir ile aileye destek olacağını haklı bir biçimde öngörmekteydi. Babası bu türden bir tasarıma hem fikir olduğunda, Rebeka Meryem ve Miryam ile ileri düzeyde görüş alış-verişinde bulunmuştu; ve, onların desteğini kazanmada başarısız olduğunda, doğrudan bir biçimde İsa’ya gitme cüretinde bulunmuştu. Bunu Rebeka, kendisinin on yedinci doğum gününü kutlamak için İsa’yı evlerine davet eden babasının işbirliğiyle gerçekleştirmişti.

127:5.3 İsa; ilgili ve anlayışlı bir biçimde, ilk başta babadan, daha sonra Rebeka’nın kendisinden, bu şeylerin ifade edilişini dinledi. O; “bir kişinin kendi beden ve kanına olan sadakati biçiminde — insan sorumluluklarının en kutsalını yerine getirmek olarak”, babasının ailesini bizzat yetiştirmenin ödevinin yerini hiçbir ölçekte paranın alamayacağı anlamına gelen bir biçimde çok nazik bir biçimde onlara cevabını verdi. Rebeka’nın babası, aile sadakatine dair İsa’nın sözlerinden duygusal olarak çok derinden etkilenmiş olup, konuşmadan çekildi. Eşi Meryem’e tek yorumu: “Biz ona bir evlat olarak sahip olamayız; o bizler için çok fazla soylu.”

127:5.4 Bunun sonrasında, Rebeka ile o önemli konuşma başladı. Yaşamında bu ana kadar, İsa, genç erkekler ve genç kadınlar olarak oğlanlar ve kızlar arasındaki birlikteliklerinde çok az ayrımda bulunmuştu. Onun aklı tamamiyle, günlük dünyasal olayların baskıcı sorunlarıyla ve “Yaratıcısı’nın görevine” dair nihai süreci üzerindeki ilgisini alı koyan düşünüşüyle oldukça fazla bir biçimde meşguldü ki, bu zamana kadar hiçbir şekilde, kişisel sevginin insan evliliği ile tamamlanışına dair ciddi bir düşünüşte bulunmamıştı. Ancak, şimdi, o, ortalama her insan varlığının yüzleşmek ve karar vermek zorunda olduğu bu sorunların bir başkasıyla yüz yüze bulunmaktaydı. Gerçekten de o, “sizler gibi her yönden sınanmıştı.”

127:5.5 İlgili bir biçimde dinledikten sonra, İsa; “bu yaşamımın her günü bana neşe verecek ve beni teselli edecek” de deyip, ifade etmiş olduğu beğenisi için Rebeka’ya içten bir biçimde teşekkür etti. İsa, yalın kardeşsel tutumdan ve tamamiyle arkadaşsal amaçlardan başka herhangi bir kadın ile ilişki içine girmekte özgür olmadığını açıkladı. O; ilk ve en yüksek görevinin babasının ailesini yetiştirmek olduğunu, bu yerine gelene kadar evliliği düşünemeyeceğini oldukça açık bir biçimde ortaya koydu; ve, bunun sonrasında şunu ekledi: “Eğer ben bir nihai sonun evladı isem, nihai sonumun kendisini ortaya sereceği vakte kadar yaşam boyu sürecek sorumlulukları üstlenmemeliyim.”

127:5.6 Rebeka’nın kalbi kırılmıştı. O, teselli olmayı reddetmişti; ve, babası nihai bir biçimde Seforis’e taşınmaya razı olana kadar, ona Nasıra’dan ayrılmaları için durmak bilmeden ısrarcı oldu. Daha sonraki yıllarda, elini evlilikte tutmak isteyen birçok erkeğe, Rebeka’nın tek bir cevabı vardı. O sadece tek bir amaç için yaşadı — kendisine göre şimdiye kadar yaşamış olan en büyük insanın, sürecine, yaşayan gerçekliğin bir öğretmeni olarak başlayacağı vakti beklemekti. Ve, Rebeka, İsa’nın Kudüs’e utkulu bir biçimde at üstünde gittiği gün (İsa tarafından görülmemiş bir biçimde) hâlihazırda mevcut olarak, kamu hizmetinin çok önemli olaylara sahne olmuş yılları boyunca İsa’yı sadık bir biçimde takip etti; ve, o, kendisi için, buna ek olarak yukarıdaki sayısız dünya için de, “tamamiyle sevgi dolu ve on binlerin içinde en muhteşemi olarak” İnsan’ın Evladı’nın çarmığa gerildiği o vahim ve trajik öğleden sonrası Meryem’in yanı başında “diğer kadınların arasında” yerini almıştı.

6. Yirminci Yaş (M.S. 14.yıl)

127:6.1 Rebeka’nın İsa’ya olan derin sevgisinin hikâyesi Nasıra çevresinde ve daha sonra Kapernaum’da kulaktan kulağa öyle bir biçimde yayılmıştı ki, takip eden yıllarda erkeklerle birlikte birçok kadının İsa’yı derinden sevmesine rağmen, o bir kez daha, başka bir iyi kadının kişisel bağlılık teklifini reddetmek zoruna kalmamıştı. Bu dönemden itibaren, İsa’ya olan insan sevgisi, ibadetsel doğaya ve hayransal ilgiye dönüştü. Hem erkekler hem de kadınlar; adanmış bir biçimde ve kim olduğu için onu derinden sevmekteydi, en küçük düzeyde bile kendilerini tatmin etmek için veya sevgisel sahiplik arzusu için değil. Ancak, birçok yıl boyunca, İsa’nın insan kişiliğinin hikâyesi ne zaman anlatıldıysa, Rebeka’nın bağlılığı vurgulanmıştı.

127:6.2 Miryam, Rebeka olayının oldukça farkında olan ve abisinin güzel bir genç kızın sevgisini bile nasıl feda ettiğini gören bir biçimde; İsa’yı fazlasıyla yüksek bir konumda görmeye ve onu, bir ağabeyininkine ek olarak bir babaya besler gibi çok duygusal ve derin bir şefkat ile sevmeye başlamıştı.

127:6.3 Her ne kadar onlar neredeyse hiçbir biçimde karşılayacak durumda bulunmasalar da, Hamursuz için Kudüs’e kadar gitmek için tuhaf bir arzu duymuştu. Annesi, Rebeka ile yakın zamanda yaşadığı deneyimin farkında olan bir biçimde, onun bu yolculukta bulunmasında ısrarcı oldu. İsa dikkate değer bir biçimde bilincinde değildi, ancak, en istediği şey, Lazarus ile konuşmanın bir imkânına sahip olmak ve Marta ve Meryem’i ziyaret etmekti. Kendi ailesinden sonra, en fazla bu üçünü sevmişti.

127:6.4 Kudüs’e olan bu yolculuğunu; kısmen de olsa, Mısır’dan Nasıra’ya olan geri getirilişindeki yolu aynen kat eden bir biçimde, Megido, Antipatris ve Lida’dan üzerinden gerçekleştirmişti. O dört gününü Hamursuz’a gitmek için harcamış olup, vaktinin çoğunu, Filistin’in uluslar arası savaş alanı olan, Megido ve çevresinde ortaya çıkmış geçmiş olaylar hakkında düşünerek geçirmişti.

127:6.5 İsa; yalnızca mabede ve ziyaretçilerin toplanmakta olan kalabalıklarına bakmak için durarak, Kudüs içinden geçti. O; siyasi bir biçimde atanmış din-adamlığı ile birlikte bu Hirodes-inşası olan mabede karşı tuhaf ve artış gösteren derin bir hoşnutsuzluğa sahipti. O, her şeyden fazla Lazarus, Marta ve Meryem’i görmek istemekteydi. Lazarus İsa ile aynı yaştaydı, ve şimdi, evinin başı haline gelmişti; bu ziyaretin gerçekleştiği zaman zarfında, Lazarus’un annesi de toprağa verilmiş haldeydi. Marta İsa’dan bir yaştan biraz daha büyük iken, Meryem ondan iki yaş küçüktü. Ve, İsa üçü için de, derin sevgi ve saygı duyulan bir biçimde örnek konuma getirilmiş bir idealdi.

127:6.6 Bu ziyarette; İsa’nın, cennetteki Yaratıcısı’nı yanlış temsil eder gördüğü törensel uygulamalara karşı haksızlık duygusundan doğan kızgınlığın bir ifadesi olarak — geleneğe karşı bu dönemsel isyan parlamalarından bir tanesi ortaya çıktı. İsa’nın gelmekte olduğunu bilmeyerek, Lazarus Hamursuz’u, Eriha yolunun aşağısında bir komşu köyde arkadaşları ile birlikte kutlamanın hazırlıklarında bulunmuştu. İsa bu aşamada şöleni, şimdi bulundukları yerde, Lazarus’un evinde, kutlamalarını önerdi. “Yalnız” dedi Lazarus, “bizim kurbanlık kuzumuz yok.” Ve, bunun sonrasında İsa; cennetteki Yaratıcı’nın gerçekte, bu türden çocuksu ve anlamsız törensel adetler ile ilgilenmediği anlamına gelen uzun ve ikna edici bir tezi ortaya koydu. Onların ciddi ve içten dile getirdikleri duadan sonra, İsa şunu söyledi: “Bırakın, insanlarım içindeki çocuksu ve karanlıkta akıllar Tanrıları’na Musa’nın yönlendirdiği gibi hizmet etsin; onların bunu yapmaları iyi bir şey, ancak hadi yaşamın ışığını görmüş olan bizler artık, Yaratıcımız’a ölümün karanlığı ile yaklaşmayalım. Hadi, Yaratıcımız’ın ebedi sevgisine ait gerçekliğin bilgisinde özgür olalım.

127:6.7 O akşam günbatımı zamanlarında, bu dördü; sofraya kurulup, o zamana kadar kurbanlık koyun olmadan dindar Museviler tarafından kutlanmış ilk Hamursuz şölenine katılmışlardı. Mayasız ekmek ve şarap öncesinden, bu Hamursuz için hazır hale getirilmişti; ve, İsa’nın “yaşam ekmeği” ve “yaşam suyu” olarak adlandırdığı bu simgeleri İsa dostlarına sunmuştu; ve, onlar, daha yeni aktarılmış bu öğretilere dinsel ciddilikte uyarak yemeklerini yemişlerdi. Bethani’ye gerçekleştirdiği daha sonraki ziyaretlerin her birinde bu kutsal dini âdeti yerine getirmek onun alışılagelmiş davranışıydı. Eve geri döndüğünde, İsa, tüm bunları annesine anlattı. Annesi ilk başta büyük şaşkınlık yaşamıştı, ancak kademeli bir biçimde onun bakış açısını anlamaya başladı; yine de, Meryem, İsa’nın, bu yeni Hamursuz düşüncesini ailelerine tanıştırma amacında olmadığına karşı kendisine güvence vermesiyle fazlasıyla rahatlamıştı. Evde çocuklar ile birlikte o, her yıl, “Musa’nın kanununa göre” Hamursuz’u yemeğe devam etti.

127:6.8 Bu yıl boyunca, Meryem, evlilik hakkında İsa ile uzun bir konuşmada bulundu. Meryem açık bir biçimde İsa’ya, eğer aile sorumluluklarının getirdiği engellere sahip olmasaydı, evlenip evlenmeyeceğini sordu. İsa Meryem’e, doğrudan gelen ödevi evliliğine izin vermediği için, bu düşünce hakkında çok az düşünmüş olduğunu açıkladı. O, evlilik aşamasına herhangi bir zaman zarfında gireceğine dair kuşkuları olduğunu ifade etti; İsa, tüm bu şeyler, “Yaratıcım’ın görevinin başlamak zorunda olacağı” zaman olan “benim vaktimi” beklemek zorunda, dedi. Aklında, beden içinde çocukların babası haline gelmeyecek oluşunu çoktan kararlaştırmış bir biçimde, insan evliliği hususunda çok az düşünmüştü.

127:6.9 Bu yıl, İsa; fani ve kutsal doğaları bir bütünlük içerisinde yalın ve etkin bir insan bireyselliğine doğru birleştirmenin ilave görevine tekrar başladı. Ve, o, ahlaki düzeyde ve ruhsal anlayışta büyümeye devam etti.

127:6.10 Her ne kadar tüm Nasıra mülkleri (evleri dışında) gitmişse de, bu yıl onlar, Kapernaum’daki bir mülkteki hissenin satışından küçük bir finansal destek gördüler. Bu, Yusuf’un tüm malvarlığının sonuydu. Kapernaum’daki bu ticari emlak ilişkisi, Zübeyde ismindeki bir gemi yapıcısı ile yapılmıştı.

127:6.11 Yusuf bu yıl sinagog okulundan mezun olup, ev marangoz atölyesinde küçük bir tezgâhta çalışmaya hazırlandı. Her ne kadar babalarının mal varlığı bitmişse de, üçünün artık düzenli olarak çalışması nedeniyle fakirliği başarılı bir biçimde yenmek için imkânları bulunmaktaydı.

127:6.12 İsa hızlı bir biçimde bir erkek haline gelmekteydi; yalnızca genç bir delikanlı değil, bir ergen olarak. O, sorumluluğu üstlenmeyi çok iyi bir biçimde öğrenmişti. O, hayal kırıklığı karşısında nasıl devam etmesi gerektiğini bilmekteydi. O, planları engellendiğinde ve amaçları geçici olarak anlamsız hale geldiğinde yürekli bir biçimde tüm cesaretini toplamaktaydı. Adaletsizlik karşısında bile nasıl hakkaniyeti gözetir ve adil olması gerektiğini öğrenmişti. O, ruhsal yaşama dair ideallerini dünyasal mevcudiyetin gündelik taleplerine nasıl uyumlaştırması gerektiğini öğrenmekteydi. İdealizmin daha yüksekteki ve uzak bir hedefini elde etmek için nasıl tasarlamada bulunması gerektiğini öğrenirken, zorundalığın daha yakın ve doğrudan hedefine erişmek için içtenlikle emek vermekteydi. O düzenli bir biçimde ilerler halde, geleceğe dair arzularını insanın karşılaştığı durumların olağan talepleri ile uyumlaştırmanın sanatını kazanmaktaydı. O; ruhsal güdünün sahip olduğu enerjiyi, maddi kazanımın sürecine dönüştürme yöntemi üzerinde neredeyse bütüncül bir biçimde üstünlük sağlar hale gelmişti. O yavaşça, dünyasal mevcudiyeti ile beraber devam ederken, cennetsel yaşamını nasıl yaşaması gerektiğini öğrenmekteydi. Dünya ailesinin çocuklarına rehberlik etmenin ve onları yönlendirmenin babasal rolünü üstlenirken, giderek artan bir biçimde, cennetsel Babası’nın nihai yönlendirişine başvurur hale gelmekteydi. O, başarısızlığın gerçek dişlerinden galibiyeti mahirane bir biçimde söküp almada deneyimli hale gelmekteydi; o, zamanın zorluklarını ebediyetin zaferlerine nasıl dönüştürmesi gerektiğini öğrenmekteydi.

127:6.13 Ve böylece, yıllar geçtikçe, Nasıra’nın bu genç delikanlısı yaşamı, zaman ve mekân dünyaları içinde fani bedende yaşandığı gibi deneyimlemeye devam etmekteydi. O, Urantia üzerinde bütüncül, temsili ve eksiksiz bir yaşam yaşadı. O; kendi yaratılmışlarının, beden içindeki yaşam olarak ilk yaşamlarının kısa ve zorlu yılları boyunca süreçlerinden geçmiş olduğu deneyim bakımından, bu dünyadan eksiksiz olarak ayrıldı. Ve, tüm bu insan deneyimi, Evren Egemeni’nin ebedi bir iyeliğidir. O bizlerin; anlayışlı kardeşi, duygudaş arkadaşı, deneyimli egemeni ve bağışlayıcı babasıdır.

127:6.14 Bir çocuk olarak o, çok engin bir bilgi dağarcığını biriktirdi; bir genç olarak o bu bilgiyi tasnif etti, sıraladı ve ilişkilendirdi; ve, bu aşamada âlemin bir ergeni olarak, bu dünya üzerinde ve Nebadon’un bütüncül evreni boyunca ikametin tüm diğer âlemlerinde akran fanileri adına, ilerideki öğretiminde, hizmetkârlığında ve hizmetinde kullanmaya hazırlık olarak bu akılsal iyelikleri düzenlemeye başlamaktadır.

127:6.15 Dünyaya ailemin bir bebeği olarak doğmuş halde, o, çocukluk hayatını yaşamış olup, gençliğin ve delikanlılığın ilerleyen aşamalarından geçmiştir; o bu aşamada, insan yaşamı deneyiminde zengin, insan doğasını anlamada eksiksiz ve insan doğasının zayıflıklarına karşı tamamiyle duygudaş halde, bütüncül erişkinliğin eşiğinde bulunmaktadır. O sahip olduğu Cennet Yaratıcısı’nı, fani yaratılmışlarının tüm çağlarına ve aşamalarına açığa çıkarmanın kutsal sanatında uzman hale gelmektedir.

127:6.16 Ve bu aşamada — âlemin bir erişkini halinde — tamamiyle büyümüş bir insan olarak o, insanlara Tanrı’yı açığa çıkarmadan ve Tanrı’ya insanları yönlendirmeden oluşan yüce görevine devam etmeye hazırlanmaktadır.





Back to Top