URANTİA’NIN KİTABI’NA - 138. Makale : Krallığın İleticileri’nin Eğitimi

(USGNY-TUR-001-2017-1)



 İndir © Urantia Society of Greater New York

URANTİA’NIN KİTABI’NA   

Kısım IV: İsa’nın Hayatı ve Öğretileri

138. Makale : Krallığın İleticileri’nin Eğitimi



138. Makale : Krallığın İleticileri’nin Eğitimi

138:0.1 “Krallık” üzerine olan vaazın duyuruluşundan sonra İsa o öğleden sonrası altı havarisini toplayıp, Celile Denizi çevresinde ve onun yakınındaki şehirleri ziyaret etme tasarımlarını açığa çıkarmaya başladı. Kardeşleri Yakub ve Yude, bu görüşmeye çağrılmadıkları için oldukça kırılmışlardı. Bu vakte kadar onlar kendilerini, İsa’nın çok yakın birlikteliklerinden oluşan küçük topluğa ait olarak görmüşlerdi. Ancak, İsa hiçbir yakın akrabasını, krallığın havarisel yöneticilerinden oluşan bu birliğin üyeliğine almamaya karar vermişti. Tam da Kana’daki deneyiminden beri annesinden olan gözle görülen uzaklığıyla beraber, seçilmiş birkaç kişi arasına Yakub ve Yude’yi dâhil etmedeki bu bekleneni yerine getirmeme, İsa ve ailesi arasında sürekli genişlemekte olan bir uçurumun başlangıç noktasını oluşturmuştu. Bu durum, onların neredeyse kendisini reddedişine kadar varmış bir biçimde — kendisinin kamu hizmeti boyuna devam etmişti; ve, bu farklılıklar, ölümüne ve yeniden dirilişine kadar bütünüyle giderilememişti. Annesi sürekli bir biçimde, dalgalanan düzeylerdeki inançla ve umutla, ve hayal kırıklığının, alçalmanın ve ümitsizliğin yoğunlaşmış duyguları arasında gidip gidip gelmekteydi. En gençleri olarak, yalnızca Ruth, baba-kardeşine hiç ayrılmadan sadık kalmaya devam etmişti.

138:0.2 Yeniden dirilişe kadar İsa’nın tüm ailesi, onun hizmetine çok az ilgi duymuştu. Eğer bir tanrı-elçisi, kendi öz ülkesi dışında onurdan yoksun değilse, o, kendi öz ailesi dışında da anlayış ve takdirden yoksun değildi.

1. Son Yönergeler

138:1.1 M.S. 26.yılda, Haziran ayının 23’ünde, Pazar günü, İsa, altılıya nihai yönergelerini aktardı. O kendilerine, ikili topluluklar halinde, krallığın iyi haberlerini öğretmelerini yönlendirdi. O kendilerine vaftizde bulunmayı yasaklamış olup, kamuya doğrudan bir biçimde duyuru yapmaya karşı tavsiye etmişti. O konuşmasına devam ederek; daha sonra kendilerinin kamu karşısında duyuruda bulunmalarına izin vereceğini, ama bir süreliğine, ve birçok nedenden olayı, kendilerinin akran insanlarıyla kişisel olarak iletişimde bulunmalarının işlevsel deneyimini elde etmelerini arzuladığını açıklamıştı. İsa onların ilk gezisinin, tamamiyle kendilerinin kişisel çalışmalarından bir tanesi olmasını amaçlamıştı. Her ne kadar İsa’nın yapmış olduğu bu duyuru, havariler için hayal kırıklığına yakın bir nitelik taşımış olsa da, yine de onlar, en azından kısmi bir biçimde, krallığın duyurusunun bu şekilde başlamasına dair İsa’nın nedenini görmüştü; ve, onlar olumlu hislerle ve kendinden emin isteklilikle yola çıkmışlardı. O havarileri; Yakub ve Yahya Kıresa’ya, Andreas ve Petrus Kapernaum’a giderken, Filip ve Nataniyel’in Tariça’ya hareket ettiği biçimde, ikili topluluklar halinde göndermişti.

138:1.2 Onlar bu ilk iki haftalık hizmetlerine başlamalarından önce, İsa onlara, ayrılışından sonra krallık çalışmasına devam etmek için on iki havari toplamayı arzuladığını duyurmuş olup, her birine, havarilerin tasarlanmış birliğine üyelik için kendisinin kazanmış olduğu ilk kişiler arasından bir kişiyi seçmelerinin yetkisini vermişti. Yahya cüretkâr bir biçimde söz alıp, şunu sormuştu: “Ama, Üstünümüz, bu altı kişi aramıza gelip, Ürdün nehrinden beri seninle birlikte olan, krallık için bizlerin ilk emeği nitelikteki, bu geziye hazırlanmak için öğretilerin hepsini duymuş olan bizler ile her şeyi eşit bir biçimde mi paylaşacak?” Ve, İsa bunu şu şekilde cevapladı: “Evet, Yahya, sizlerin seçtiği kişiler bizler ile bir bütün olacak, ve sen onlara, tıpkı benim sana öğretmiş olduğum gibi, krallık ile ilgili her şeyi öğreteceksin.” Böyle konuştuktan sonra, İsa onlardan ayrılmıştı.

138:1.3 Altılı; İsa’nın, her birinin yeni bir havari bulmasına dair yönergesi üzerinde görüş alış verişinde birçok şeyi ifade edene kadar, görevlerine gitmek için ayrılmamışlardı. Andreas’ın tavsiyesi nihai olarak üstün geldi, ve onlar, emeklerini vermek için hareket ettiler. Özü itibariyle Andreas şunu söylemişti: “Üstün haklı; bu görevin üstesinden gelebilmek için biz çok az kişiyiz. Daha fazla öğretmene ihtiyaç var, ve Üstün, bu altı havariyi seçme görevini bizlere emanet etmesi bakımından, bizlere çok fazlasıyla güvendiğini gösterdi.” Bu sabah, onlar görevlerine gitmek için ayrılırlarken, her birinin kalbinde örtülü bir parça derin üzüntü bulunmaktaydı. Onlar, İsa’yı özleyecek olduklarını bilmekteydi; ve, korkularının ve ürkekliklerinin yanı sıra, bu, cennetin krallığının başlangıcı için hayal etmiş oldukları resim değildi.

138:1.4 Altılının, iki haftalığına emeklerinde bulunması ve onun ardından bir görüşme için Zübeyde’nin evine geri dönmeleri düzenlenmişti. Bu arada, İsa, Yusuf, Şimon ve bu bölgedeki ailesinin diğer üyelerini ziyaret etmek için Nasıra’ya uğramıştı. İsa, Babasının iradesini gerçekleştirmeye olan adanmışlığı ile tutarlı bir biçimde, ailesinin güvenini ve şefkatini elinde bulundurmak için insani bir biçimde mümkün olan her şeyi yapmıştı. Bu hususta, o bütün sorumluluğunu yerine getirip, ondan da fazlasını gerçekleştirmişti.

138:1.5 Altılı görevde iken, İsa, bu aşamada hapiste bulunan, Yahya’yı fazlasıyla düşünmekteydi. Onu serbest bırakmak için potansiyel güçlerini kullanmak kendisini cezbeden büyük bir şeydi; ancak, bir kez daha, “Yaratıcı’nın iradesini beklemekle” kendisini sınırlandırdı.

2. Diğer Altılıyı Seçiş

138:2.1 Altılının ilk ileti-yayma gezisi, çok dikkate değer bir biçimde başarılıydı. Onların tümü, insanlarla doğrudan ve kişisel iletimde bulunmayan büyük değerini keşfetmişlerdi. Onlar İsa’ya, dinin başlı başına ve bütünüyle bir kişisel deneyim olayı olduğunun daha bütüncül bir biçimde farkına vararak geri dönmüşlerdi. Onlar, olağan insanların dini tesellinin ve ruhsal neşenin kelimelerini duymaya nasıl aç olduklarını hissetmeye başlamışlardı. İsa etrafında toplandıklarında, onların hepsi, birden konuşmaya başlama arzusu duymuştu; ancak, Andreas yetkiyi ele almış, her birini teker teker çağırmıştı; ve, onlar, resmi raporlarını Üstün’e aktarmış ve yeni altı havari için adaylarını kendisine sunmuştu.

138:2.2 İsa, her kişi yeni havari görevleri için kendi tercihini sunduktan sonra, tüm diğerlerine adaylar için oy kullanmalarını istedi; böylece, yeni havarilerin altısı da, eski altılının tümü tarafından resmi bir biçimde kabul edilmiş oldu. Bunun sonrasında İsa, bu adayların hepsini ziyaret edip, kendilerine hizmet görevi vereceğini duyurdu.

138:2.3 Yeni seçilmiş havariler şu kişilerdi:

138:2.4 1. Matta Levi, Batanea sınırlarının yakınında olmak üzere, şehrin tam da doğusunda görevini gerçekleştirmiş olan, Kapernaumlu vergi toplayıcısı. O, Andreas tarafından seçilmişti.

138:2.5 2. Tomas Didymus, Tariçalı bir balıkçı ve bir zamanlar Gadara’da marangozluk ve taş ustalığı yapmış kişi. O, Filip tarafından seçilmişti.

138:2.6 3. Yakub Alpheus, Keresalı bir balıkçı ve çiftçi, Yakub Zübeyde tarafından seçilmişti.

138:2.7 4. Yudas Alpheus, kendisi de bir balıkçı olan, Yakub Alpheus’un ikiz kardeşi, Yahya Zübeyde tarafından seçilmişti.

138:2.8 5. Şimon Zelotes, İsa’nın havarilerine katılmak için bırakmış olduğu bir makam olarak, Köktenciler’in vatansever örgütünde yüksek bir sorumluydu. Köktenciler’e katılmadan önce, Şimon bir tüccardı. O, Petrus tarafından seçilmişti.

138:2.9 6. Yudas İscariot, Eriha’da yaşayan varlıklı Musevi ebeveynlerinin tek oğluydu. O, Vaftizci Yahya’ya bağlı hale gelmiş olup, Saduki ebeveynleri kendisini evlatlıktan reddetmişti. O, İsa’nın havarileri kendisini bulduğunda bu yörelerde iş aramaktaydı; ve, başlıca mali konularda olan deneyimi nedeniyle, Nataniyel kendisini, düzeylerine katılmak için davet etmişti. Yudas İscariot, on iki havari arasında Yehuda’dan olan tek kişiydi.

138:2.10 İsa bir bütün günü, onların sorularına cevap vererek ve raporlarının detaylarını dinleyerek bu ilk altılı ile geçirmişti; zira, onlar, anlatacak birçok ilgi çekici ve yararlı deneyime sahipti. Onlar bu aşamada; daha doğrudan ve görünür kamu çalışmalarını uygulamaya geçirmeden önce, Üstün’ün kendilerini, sessiz ve kişisel bir biçimde emek vermeye göndermesinin bilgeliğini görmektelerdi.

3. Matta ve Şimon’un Görevlendirilişi

138:3.1 Bir sonraki gün İsa ve altılı, vergi toplayıcısı, Matta’yı davet etmeye gitti. Matta, işlerini tamamlayıp, görevi ilgili tüm hususları kardeşine devretmeye hazır bir halde, kendilerini beklemekteydi. Onlar vergi binasına yaklaştıklarında, Andreas, Matta’nın yüzüne bakan bir biçimde “Beni takip et” demiş olan İsa ile birlikte öne çıktı. Ve, o yerinden kalktı ve kendi evine İsa ve havarilerle birlikte gitti.

138:3.2 Matta İsa’ya, o akşam için düzenlemiş olduğu büyük bir yemekten söz etmişti; en azından o, bu türden bir akşam yemeğini, eğer İsa onaylarsa ve bu yemeğin onur konuğu olmaya rıza gösterirse, ailesi ve arkadaşlarına vermeyi arzulamıştı. Ve, İsa, onayını başıyla göstermişti. Petrus bunun sonrasında Matta’yı kenara çekip, Şimon isimli birini havarilere katılmak için davet etmiş bulunduğunu söylemiş ve Şimon’un da aynı zamanda bu şölene çağrılmasına dair kendisinin rızasını almıştı.

138:3.3 Matta’nın evinde bir öğlen yemeğinden sonra, onların hepsi Petrus ile birlikte, bu aşamada yeğeni tarafından idare edilmekteki, ona ait eski ticaret yerinde kendisini bulmuş oldukları, Köktenci Şimon’u davet etmeye gitti. Petrus İsa’yı Şimon’a götürdüğünde, Üstün ateşli vatanseveri selamlamış olup, ona yalnızca “Beni takip et” dedi.

138:3.4 Onların hepsi, akşam yemeği vaktine kadar siyaset ve din hakkında fazlasıyla konuşmuş oldukları yer olan, Matta’nın evine geri dönmüştü. Levi ailesi uzun bir süredir, ticaret ve vergi toplama işleriyle iç içe haldeydi; bu nedenle, Matta tarafından bahse konu verilmiş resmi yemeğe davet edenlerin çoğu, Ferisilerce “Romalı vergiciler ve günahkârlar olarak” adlandırılırdı.

138:3.5 Bu zamanlarda, bu türden bir yemek-davet töreni önemli bir birey için düzenlendiğinde, ilgi duyan kişilerin hepsinin; ana yemeğin başındaki davetlileri gözlemlemek ve onur konuklarının kişisel sohbetlerini ve kalabalığa verdiği konuşmalarını gözlemlemek için yemek odasında dolaşmaları adetti. Bunun uyarınca, Kapernaum Ferisileri’nin büyük bir kısmı bu olayda, bu olağandışı toplumsal buluşmada İsa’nın davranışını gözlemlemek için hazır haldelerdi.

138:3.6 Akşam yemeği ilerledikçe, yemek davetlilerinin neşesi, yaşamdan memnuniyetin doruk noktasına ulaştı; ve, herkes o kadar muhteşem bir vakit geçirmekteydi ki, gözlemler haldeki Ferisiler, kalplerinde, İsa’nın, bu türden rahat ve tasasız olaya katılışını eleştirmeye başlamıştı. Daha sonra bu akşam, onların konuşmalarda bulunduğu süreçte, Ferisiler içinde daha art niyetli bulunan biri Petrus’a, şunu söyleyerek, İsa’nın davranışını eleştirmişti: “Nasıl cüretle siz; o vergiciler ve günahkârlarla yemek yerken, ve böylece kendi mevcudiyetinin, kaygısız keyif çatmanın bu türden sahnelerinin bir parçası olmasına izin verirken, bu kişinin doğru olduğunun öğretiminde bulunuyorsunuz.” Petrus bu eleştiriyi, toplanmış bu insanlara yapmış olduğu veda takdisinden önce İsa’ya fısıldamıştı. İsa konuşmaya başladığında, şunu söylemişti: “Bu akşam buraya, Matta ve Şimon’un bizlerin birlikteliğine kabulü için gelişinizde, sizlerin rahatlığınızı ve sosyal neşenizi görmekten mutluluk duymaktayım; ancak, sizler, daha da fazla neşelenmelisiniz, çünkü birçoklarınız, içinde cennetin krallığının iyi şeylerini daha bolluk içerisinde memnuniyetle deneyimleyeceğiniz yer olan, ruhaniyetin gelmekte olan krallığına giriş hakkı elde edeceksiniz. Ve, bu arkadaşları mutlu etmek amacıyla buraya geldiğim için kalplerinde beni eleştirir halde bulunmakta olanlara; toplumsal olarak ezilmişlere neşeyi ve ahlaki esirlere ruhsal özgürlüğü duyurmak için buraya gelmiş olduğumu söylememe izin verin. Sağlıklı olanların değil, hasta olanların bir doktora ihtiyaç duyduğunu sizlere hatırlatmak zorunda mıyım? Ben, doğruyu değil, günahkârları çağırmak için geldim.”

138:3.7 Ve, bu, tüm Musevi cemiyeti için tuhaf bir sahneydi; bu tuhaflığa neden olan şey, doğru karaktere ve soylu hislere sahip olan bir kişiyi, hiçbir kısıtlama olmadan ve neşe içerisinde, olağan insanlarla, ve hatta vergicilerin ve iyi bilinen günahkârların din tanımayan ve her koşulda arzularını tatmin etmeyi amaçlayan bir kalabalığıyla karışır halde görmekti. Şimon Zelotes, Matta’nın evindeki bu kalabalığa bir konuşmada bulunmayı arzulamaktaydı; ancak, Andreas, İsa’nın gelen krallığın Köktenci hareket ile karıştırılmamasını istediğini bilen bir biçimde, kamuya karşı herhangi bir yorumda bulunmadan kaçınmasında onun ikna etmişti.

138:3.8 İsa ve havariler, o gece Matta’nın evinde kalmaya devam etmişti; ve, insanlar evlerine giderken, yalnızca tek bir şeyden bahsetmekteydiler: İsa’nın iyiliği ve dostluğu.

4. İkizlerin Görevlendirilişi

138:4.1 Ertesi sabah, dokuzu da tekne ile; Yakub ve Yahya Zübeyde’nin adayları halindeki, Alpheus’un Yakub ve Yudas isimli iki evladı olan bir sonraki iki havarinin resmi görevlendirilişini yerine getirmek için Kıresa’ya gitmişlerdi. Balıkçı ikizleri İsa ve onun havarilerini beklemekte olup, bu nedenle kıyıda hazır haldelerdi. Yakub Zübeyde Üstün’ü Kıresa balıkçılarına sundu; ve, İsa, dikkatli bir biçimde onların gözlerinin içine bakarak, başını sallayıp, “Beni takip edin” dedi.

138:4.2 Beraber geçirmiş oldukları o öğleden sonrası, İsa bütüncül bir biçimde kendilerine, şölen etkinliklerine katılımları hususunda yönergelerde bulunmuştu; ve, o, sözlerini şunu söyleyerek tamamladı: “İnsanların hepsi benim kardeşlerimdir. Cennetteki Babam, bizlerin yaratmış olduğu hiçbir yaratılmışı hor görmemektedir. Cennetin krallığı, erkek ve kadınların tümüne açıktır. Hiçbir kişi, buraya giriş hakkı kazanmayı arzulayan aç bir ruhun yüzüne bağışlamanın kapısını kapatamaz. Bizler, krallığı duymayı arzulayan herkes ile yemek sofrasına oturacağız. Cennetteki Babamız aşağıya, insanlara doğru bakarken, onların hepsi eş düzeyde görünür. Bu nedenle; Ferisi veya günahkâr, Saduki veya vergici, Romalı veya Musevi, zengin veya fakir, özgür veya esir, hiçbir kimseyle aynı ekmeği paylaşmayı reddetmeyin. Krallığın kapısı, gerçeği bilmeyi ve Tanrı’yı bulmayı arzulayan herkes için ardına kadar açıktır.”

138:4.3 Alpheus’un evinde sade bir akşam yemeğindeki o gece, ikiz kardeşler havarisel aileye kabul edildi. Akşamın ilerleyen saatlerinde, İsa havarilerine, temiz olmayan ruhaniyetlerin kökeni, doğası ve nihai sonu ile ilişkili ilk derslerini vermişti; ancak, onlar, İsa’nın kendilerine aktarmış olduğu şeyi kavrayamamışlardı. Onlara, İsa’yı derinden sevmek ve kendisine hayranlık duymak oldukça kolay gelmekteydi; ancak, onlar için, kendisinin öğretilerinin çoğunu anlamak oldukça zordu.

138:4.4 Bir gecelik istirahattan sonra, bu aşamada on bir kişi olan, kafilenin tümü, tekne ile Tariça’ya gitti.

5. Tomas ve Yudas’ın Görevlendirilişi

138:5.1 Balıkçı Tomas ve gezgin Yudas, Tariça’daki balıkçı tekne limanında İsa ve havarileri ile buluştu; ve, Tomas kafileyi, yakında bulunan evine götürdü. Filip bu aşamada Tomas’ı, havarilik için kendi adayı olarak sunmuş, ve Nataniyel Yehuda’lı Yudas İscariot’u, benzer değerlerde takdim etmişti. İsa Tomas’a bakmış ve şunu söylemişti: “Tomas, senin inancın eksik; yine de, ben seni kabul ediyorum. Beni takip et.” Yudas İscariot’a, Üstün şöyle söyledi: “Yudas, hepimiz bir bedendeniz, ve ben seni aramıza kabul ederken, senin her zaman kendi Celile kardeşlerine sadık olman için dua ediyorum. Beni takip et.”

138:5.2 Onlar yeniden yanlandıklarında, İsa on ikisiyle, kendileriyle birlikte dua etmek ve onları Kutsal Ruhaniyet’in doğası ve faaliyetine ilişkin eğitmek için, bir süreliğine baş başa vakit geçirdi; ancak, yine onlar, İsa’nın kendilerine öğretmek için çabalamış olduğu bu muhteşem gerçeklerin anlamına kavramada büyük ölçüde başarısız oldular. Biri bir noktayı kavramakta, diğeri ise başkasını anlamaktaydı; ancak, onların hiçbiri etraflıca bir biçimde, onun öğretisinin tamamını özümseyememekteydi. Her seferinde onlar, İsa’nın yeni müjdesini, kendilerinin sahip olduğu dini inanışın eski kalıplarına oturtmaya çalışmanın hatasını yapmaktaydılar. Onlar İsa’nın, kurtuluşun yeni bir müjdesini duyurmaya ve Tanrı’yı bulmanın yeni bir yöntemini oluşturmaya gelmiş olduğu düşüncesini kavrayamadılar, onlar İsa’nın, cennet içindeki Yaratıcı’nın yeni bir açığa çıkarılışının tam da kendisi olduğunu algılayamadılar.

138:5.3 Bir sonraki gün İsa, on iki havarisini tamamiyle yalnız bırakmıştı; o, birbirleriyle tanışmalarını ve kendisinin onlara öğretmiş olduğu şeyler üzerine yalnız bir biçimde konuşmalarını arzulamıştı. Üstün akşam yemeği için geri dönmüştü; ve, yemeğin ertesindeki saatler boyunca, o havarileriyle, yüksek meleklerin hizmeti hakkında konuşmuş olup, bazıları onun bu öğretisini kavramıştı. Onlar bir geceliğine dinlenmiş olup, ertesi gün Kapernaum için tekne ile ayrılmışlardı.

138:5.4 Zübeyde ve Şalome, sahip oldukları büyük evlerinin İsa ve onun on iki havarisine devredilebilmesi için, oğulları Davud ile birlikte yaşamak amacıyla ayrılmıştı. Burada İsa, seçilmiş ileticileri ile sessiz bir Şabat günü geçirmişti; o dikkatli bir biçimde, krallığın duyurusu için planlarını teker teker ifade etmiş, ve, şunu söyleyerek, kamu idaresinde yönetim gücüne sahip olanlarla herhangi bir çatışmadan kaçınmanın önemini bütüncül bir biçimde açıklamıştı. “Eğer kamu yöneticileri uyarılacaksa, o görevi bana bırakın. Sezar veya ona hizmet edenlere dair herhangi bir kınamalarda bulunmaya dikkat edin.” Yudas İscariot’un İsa’yı, Yahya’yı hapisten çıkarmak için neden bir şeyin yapılmadığını öğrenmek amacıyla kenara çekmesi bu aynı akşam gerçekleşmişti. Ve, Yudas, İsa’nın tutumundan tamamiyle tatmin olmamıştı.

6. Yoğun Eğitim Haftası

138:6.1 Ertesi hafta, bir yoğun çalışma izlencesine adanmıştı. Her gün altı yeni havari, krallık görevi için öğrenmiş ve deneyimlemiş olduğu her şeyin bütüncül bir gözden geçirilişi için onları aday gösterenlerin ellerine teslim edilmekteydi. Daha eski olan havariler, genç olan altılının yararı için, o vakte kadar olan İsa’nın tüm öğretilerini gözden geçirdiler. Akşamları onların hepsi, İsa’nın yönergesini almak için Zübeyde’nin bahçesinde bir araya gelmekteydi.

138:6.2 İsa’nın hafta ortasını dinlenmenin ve boş zaman etkinliklerinin vakti olarak düzenleyişi bu zaman zarfında gerçekleşmişti. Ve, onlar, onun maddi yaşamının geride kalan süreci boyunca her haftada bir günlüğüne bu dinlenme planını takip ettiler. Genel bir kural olarak, onlar hiçbir zaman, olağan etkinliklerini Çarşamba günü yerine getirmemişlerdi. Bu haftalık tatilde, İsa genellikle, şunu söyleyerek, kendisini onlardan ayırırdı: “Benim çocuklarım, bu eğlence gününü dolu dolu yaşayın. Krallığın zorlayıcı çabalarından kendinizi dinlendirin; ve, önceki mesleklerinize geri dönmeden veya boş zamanlarınızı değerlendirecek yeni etkinlik türlerini keşfetmeden gelecek yenilenmeyi keyifle yaşayın.” Her ne kadar, İsa’nın, yeryüzü yaşamının bu sürecinde, bu dinlenme gününe mevcut halde gereksinimi olmasa da, kendisi bunun, insan birliktelikleri için en iyisi olduğunu bilmekteydi. İsa havarileri için, Üstün; birlikteliklerinin kendisinin öğrencileri olduğu nitelikte — öğretmendi.

138:6.3 İsa havarilerine, öğretileri ile kendileri arasında sahip olduğu yaşamın ve ileride kendisine dair türeyebilecek öğretiler arasındaki farkı açık bir hale getirmek için çaba sarf etmişti. İsa şöyle söylemişti: “Benim krallığım ve ona dair müjdem, sizlerin iletisinin özünü oluşturmalıdır. Bana dair ve öğretilerime dair duyuruda bulunarak amacınızdan sapmayın. Krallığın müjdesini duyurun ve cennet içindeki Yaratıcı’ya olan benim açığa çıkarışımı sergileyin; ancak, kendinizin, efsaneler yaratmanın ve benim inanışlarıma ve öğretilerime dair inanışlardan ve öğretilerden bir inanç düzenini inşa etmenin tali yollarıyla yanlış yönlendirilmesine izin vermeyin.” Ancak, yine onlar, İsa’nın neden böyle konuşmuş olduğunu anlamamıştı; ve, hiçbir kişi, onun kendilerine neden böyle bir öğretimde bulunmuş olduğunu sormaya cüret etmemişti.

138:6.4 Bu öncül öğretimlerde, İsa havarileriyle, cennetin içindeki Babası’na dair yanlış kavramsallaşmaları içine alanlar dışında, tartışmaya girmekten mümkün olabildiğince kaçınmayı arzulamıştı. Babasına dair bu hususlardaki her şeyde, İsa, hatalı inanışları düzeltmede hiçbir zaman çekince göstermedi. İsa’nın Urantia üzerindeki vaftiz-sonrası yaşamı içinde, kendisini başlıca harekete geçiren yalnızca tek bir amaç bulunmaktaydı; ve, bu, kendi Cennet Babası’nın daha iyi ve daha gerçek bir açığa çıkarılışıydı; o, inancın ve derin sevginin yolu olan, Tanrı’ya giden yeni ve daha iyi yolun öncüsüydü. Havarilerden güçlü ricası her zaman şu olmuştu: “Günahkârları bulmaya gidin; ezilmişleri ve endişe içindekileri bulun.”

138:6.5 İsa, bulunduğu konuma dair kusursuz bir kavrayışa sahipti; o, görevinin gelişimi için kullanılabilecek, kusursuz gücü elinde bulundurmaktaydı; ancak, o tamamiyle, birçok insanın yetersiz olarak düşüneceği ve önemsiz olarak göreceği araçlarla ve kişilikler ile tatmin haldeydi. O, devasa derecede etkilere neden olacak bir göreve katılmıştı; ancak, o, Babası’nın görevinde olabilecek en sessiz ve en gösterişsiz biçimde ilerlemede ısrarcıydı; o titiz bir biçimde, gücün her türlü sergilenişinden kaçındı. Ve, o bu aşamada on iki havarisiyle birlikte, en azından birkaç ay boyunca, Celile Denizi’nin çevresinde sessizce çalışmayı tasarlamıştı.

7. Bir Diğer Hayal Kırıklığı

138:7.1 İsa, beş aylık kişisel çalışmanın sessiz bir iletimsel izlencesini tasarlamaktaydı. O havarilerine, bunun ne kadar süreceğini söylememişti; onlar, haftadan haftaya çalışmaktaydılar. Ve, öncesinden, haftanın bu ilk günü tam da on iki havarisine bu duyuruyu yapacakken, Şimon Petrus, Yakub Zübeyde ve Yudas İscariot kendisiyle birlikte özel bir konuşmada bulunmak için geldi. İsa’yı kenara çekerek, Petrus şunu cüretkâr biçimde ifade etmişti: “Üstünümüz, bizler birlikteliklerimizin ricası üzerine, zamanın bu aşamada krallığa girmek için uygun olup olmadığını öğrenmeye geldik. Ve, krallığı Kapernaum’da mı duyuracaksın, yoksa bizler Kudüs’e mi ilerleyeceğiz? Ve, ne zaman bizler, her birimizin seninle birlikte krallığın oluşumunda hangi yerleri aldığımızı öğreneceğiz — ” ve, Peter, buna ilaveten başka sorularda soracaktı, ama İsa uyarır biçimde elini kaldırarak, kendisini durdurdu. Ve, eliyle yakında durmakta olan diğer havarilerin kendilerine katılmalarına işaret ederek, İsa şunu söylemişti: “Benim küçük çocuklarım, daha ne kadar fazla sizlere karşı sabırlı olmalıyım! Krallığımın bu dünyaya ait olmadığını açık bir biçimde sizlere ifade etmedim mi? Sizlere birçok kez, Davud’un tahtında oturmak için gelmediğimi söyledim; ve, şimdi nasıl olurda, sizler benden Yaratıcı’nın krallığında her birinizin hangi yeri alacağını öğrenmek istersiniz? Benim sizleri ruhsal bir krallığın elçileri olarak çağırmış olduğumu algılayamamakta mısınız? Yakın bir zamanda, oldukça yakın bir zamanda sizlerin; tıpkı şu an cennet içinde olan Babamı temsil ettiğim gibi, dünyada ve krallığın duyuruluşunda beni temsil edecek oluşunuzu anlamamakta mısınız? Benim sizleri, krallığın ileticileri olarak seçmiş ve ona göre eğitmiş olmama rağmen, sizlerin, insanların kalplerinde olan kutsal başatlığa ait bu gelmekte olan krallığın doğasını ve önemini kavrayamamanız mümkün olabilir mi? Benim arkadaşlarım, bir kere daha beni dinleyin. Akıllarınızdan, benim krallığımın bir güç idaresi veya ihtişamın bir hâkimiyeti olduğunun bu düşüncesini atın. Gerçekten de, gökyüzü ve yeryüzü içindeki güçlerin tümü yakın bir zaman içinde ellerime verilecektir; ancak, bizlerin bu kutsal bahşedilmişliği, bu çağ boyunca kendilerimizi yüceltmek için kullanmamız Yaratıcı’nın iradesi değildir. Bir başka çağda, sizler gerçekten de, benimle birlikte güç ve ihtişam içinde oturacaksınız; ancak, şimdi bizlerin, Yaratıcı’nın iradesine tabi olmamız, ve alçak gönüllü bağlılık içerinde, yeryüzü üzerindeki onun vermiş olduğu görevini yerine getirmek için ilerlememiz gerekmektedir.”

138:7.2 Bir kez daha onun birliktelikleri, neye uğradıklarını şaşırmış halde, hayretler içinde kalmışlardı. İsa onları, öğle vakti kendisine geri dönmelerini isteyen bir biçimde, ikişerli topluluklar halinde dua etmeye gönderdi. Bu hassas öneme sahip öğle öncesi, onların her biri Tanrı’yı bulmayı amaçladı; ve, her biri, diğerini neşelendirmeye ve güçlendirmeye çalışıp, kendisinin istemiş olduğu gibi İsa’ya geri dönmüşlerdi.

138:7.3 İsa bu aşamada onlar için, Yahya’nın gelişini, Ürdün nehrindeki vaftizini, Kana’daki evlilik ziyafetini, yakın bir zamanda gerçekleşmiş ilk altılının seçilişini ve beden içindeki kendi öz kardeşlerinden olan uzaklaşmasını yeniden anlatmıştı; ve, o kendilerini, krallığın düşmanlarının krallıktan kendilerini ayırmayı amaçlayacağı konunda uyarmıştı. Bu kısa ama içten konuşmadan sonra, havarilerin hepsi, Petrus’un önderliğinde, ayağa kalkıp, Tomas’ın şöyle ifade etmiş olduğu gibi, Üstünlerine sonu gelmeyecek bağlılıklarını duyurmuş ve krallığa ayrılmaz sadakatlerinin sözünü vermişti: “Bu gelecek krallığa, o bütünlüğü itibariyle ne olursa olsun, ve ben tamamiyle anlamamış olsam da.” Onların tümü gerçekten de, her ne kadar onun öğretisini tamamen kavramamış olsalar da, İsa’ya inanmaktaydılar.

138:7.4 İsa bu aşamada, kendilerinin yanlarında ne kadar paralarının olduğunu sordu; o aynı zamanda, ailelerinin desteklenmesi için hangi önlemlerin alınmış olduğunu öğrenmek istedi. Onların, kendilerini iki haftalığına idare etmek için yeterli kaynağa neredeyse hiçbir şekilde sahip olmadığı ortaya çıkınca, o şunu söyledi: “Çalışmamıza böyle başlamak Babamın iradesi değildir. Bizler burada deniz çevresinde iki hafta kalmaya devam edeceğiz, ve balık tutup veya elimiz hangi işi tutuyorsa onu yapacağız; ve, bu arada, ilk seçilmiş havari olan Andreas’ın rehberliği altında, sizler, hem şimdiki kişisel hizmet için, hem de, yakın zaman içinde müjdeyi duyurmanıza ve inananları eğitmenize izin vereceğin an için olarak, gelecek çalışmanızda gerekli her şeyi tedarik eden bir biçimde kendinizi düzenleyeceksiniz.” Onların tümü bu kelimeler karşısında fazlasıyla neşelenmişti; bu havarilerin, daha faal ve daha gösterişli olan kamu çabalarına giriş amacıyla İsa’nın daha sonrası için tasarlamış oluğu, sınırları oldukça belirli ve yapıcı nitelikteki ilk duyurusuydu.

138:7.5 Havariler günün geri kalan kısmı; örgütlenişlerini kusursuzlaştırmak, ve hepsi kendilerini balıkçılığa vermeye karar vermiş olduğu için, tekneler ve ağların düzenlemelerini tamamlamakla harcadı; onların çoğu öncesinden balıkçılık yapmışlardı, İsa bile deneyimli bir tekneci ve balıkçıydı. Onların ilerleyen birkaç yılda kullanmış olduğu teknelerin çoğu, İsa’nın kendi elleriyle üretilmişti. Ve, bunlar, iyi ve güvenilir teknelerdi.

138:7.6 İsa onlardan, şunu da ekleyen bir biçimde, iki haftalığına kendilerini balık tutmaya vermelerini istedi: “Ve, bunun sonrasında sizler, insanları tutanlar haline gelmek için ilerleyeceksiniz.” Onlar, İsa’nın her gece diğer bir toplulukla çıktığı bir biçimde, üçerli topluluklar halinde balık tutmuşlardı. Ve, onların hepsi, İsa’nın mevcudiyetinden çok büyük keyif duymuştu! O iyi bir balıkçı, neşeli bir dost ve ilham verici bir arkadaştı; onunla daha fazla çalıştıkça, kendisine daha derin sevgi duymuşlardı. Bir Matta şunu söylemişti: “Bazılarını insan daha fazla anladıkça, onlara daha az hayranlık duyuyor; ancak, bu kişiyle, onu daha az anlamama rağmen, onu daha derin bir biçimde seviyorum.”

138:7.7 İki haftalığına balık tutmanın ve iki hafta boyunca krallık adına gidip kişisel çalışmada bulunmanın bu planı; beş aydan daha fazla bir süre boyunca, esaret edilişinin sonrasında Yahya’nın takipçilerine özel olarak getirilmiş idamların sonlanışına kadar olarak, M.S. 26.yılın sonuna kadar dahi takip edilmişti.

8. On İkili’nin İlk Çalışması

138:8.1 İki haftalık balıkları sattıktan sonra, on ikilinin hazinecisi olarak faaliyet göstermek için seçilmiş kişi olan, Yudas İscariot havarisel kaynakları, hâlihazırda desteklenmekte olan bağımlı ailelerin bakımı için oluşturulmuş kaynaklar olarak, altı eşit parçaya ayırmıştı. Ve, bunun sonrasında, M.S. 26.yılda, Ağustos ayının ortalarına doğru onlar, Andreas tarafından belirlenmiş olan çalışma alanlarına ikişerli guruplar halinde gittiler. İlk iki hafta, İsa, Andreas ve Petrus ile, ikinci iki hafta Yakub ve Yahya ile, ve böyle devam eden bir biçimde diğer çiftlerle onların seçmiş olduğu sırayla gitmişti. Böylelikle, o, kamu hizmetlerine başlamak için onları bir araya toplayışından önce her çiftle en azından bir kere gidebilmişti.

138:8.2 İsa onlara; pişmanlığı ispat etmek için bir şeylerde bulunmadan veya kurban vermeden, Tanrı’ya olan inanç vasıtasıyla günahların bağışlanışını, ve, cennet içindeki Yaratıcı’nın çocuklarının tümünü aynı ebedi derin sevgi ile sevmekte olduğunu duyurmayı öğretti. O havarilerinden, şu hususların tartışılmasından kaçınmalarını istedi:

138:8.3 1. Vaftizci Yahya’nın çalışması ve hapse atılışı.

138:8.4 2. Vaftizde duyulmuş olan ses. İsa şunu söylemişti: “Yalnızca sesi duymuş olanlar ondan bahsedebilir. Sadece benden duymuş olduğunuz şeyleri konuşun; kulaktan dolma şeyleri konuşmayın.”

138:8.5 3. Suyun Kana’da şaraba olan dönüşümü. İsa, şunu söyleyerek, ciddi bir biçimde onlardan şunu talep etmişti: “Sudan ve şaraptan hiç kimseye bir şey söylemeyin.”

138:8.6 Onlar; her bir diğer iki hafta boyunca balıkçılar olarak çalıştıkları, ve bunun aracılığıyla, ertesi iki haftadaki krallığın iletimsel görevi için sahada kendilerine bakacak yeterli miktardaki parayı kazanarak, bu beş veya altı aylık süreç boyunca muhteşem anlar yaşamışlardı.

138:8.7 Olağan insanlar, İsa’nın ve onun havarilerinin öğretisi ve hizmeti karşısında şaşkınlık duymuşlardı. Hahamlar uzunca bir süredir Musevilere, bilgisiz olanların dindar veya doğru olamayacağını öğretmişlerdi. Ama, İsa’nın havarileri, hem dindar hem de doğruydu; buna rağmen, onlar mesut bir biçimde, hahamların eğitiminden ve dünyaya dair bilgiden habersizlerdi.

138:8.8 İsa havarilerine; Museviler tarafından öğretilmekte olan, adlandırıldığı biçimiyle, tövbekârlığın iyi eylemleri ile, krallığa kabul edilişin bedeli olarak gerekli olan — yeni doğum niteliğindeki — inanç vasıtasıyla aklın değişimi arasındaki farklılığı açık bir biçimde ortaya koymuştu. O havarilerine inancın, Yaratıcı’nın krallığına girmek için tek gereklilik olduğunu öğretmişti. Yahya öncesinden onlara, “tövbekârlık — gelecek gazaptan kaçmayı” öğretmişti. İsa “İnancın, Tanrı’nın mevcut, kusursuz ve ebedi derin sevgisine girişin açık kapısı olduğunu” öğretmişti. İsa, Tanrı’nın sözünü duyurmak için gelen biri şeklinde bir tanrı-elçisi gibi konuşmamıştı. O, yönetim yetkisine sahip biri olarak, kendisinden konuşur biçimde görülmüştü. İsa onların akıllarını; mucize arayışından, ikamet eder haldeki Tanrı’nın derin sevgi ruhaniyetinin ve kurtarıcı şükranlığının verdiği memnuniyet ve güvence içerisinde gerçek ve kişisel bir deneyimi bulmaya yöneltmeyi amaçlamıştı.

138:8.9 Takipçiler öncül bir biçimde, Üstün’ün karşılaşmış olduğu her bir insan varlığı için derin bir saygıya ve anlayışlı bir duyuşa sahip olduğunu öğrenmişlerdi; ve, onlar devasa bir biçimde, kendisinin oldukça tutarlı bir biçimde, erkeklerin kadınların ve çocukların her türlüsüne vermiş olduğu bu özdeş ve değişme göstermeyen ilgi karşısında etkilenmişlerdi. O derin bir söyleşi ortasında, uzaktan geçer halde bedeni ve ruhunun yükü altında ezilmekte olan kadına cesaretlendirici bir neşede konuşmak için yola çıkabilirdi. O ciddi bir söyleşini, konuşmaya giren bir çocuk ile bütünleşmek için keserdi. İsa’ya hiçbir zaman hiçbir şey, şans eseri onun doğrudan mevcudiyetinde bulunmuş bireysel insandan daha önemli görünmemişti. O üstün ve öğretmendi; ancak, o, bunlardan daha da fazlasıydı — o aynı zamanda, anlayışlı bir yoldaş olarak, bir arkadaş ve komşuydu.

138:8.10 Her ne kadar İsa’nın kamu öğretileri başlıca, derin anlamı olan kısa hikâyelerden ve küçük çaplı söyleşilerden oluşmuşsa da, o her seferinde havarilerine, sorular ve cevaplarla öğretimde bulunmuştu. O her zaman, daha sonraki kamu söyleşileri boyunca içten sorulara cevap vermek için durmuştu.

138:8.11 Havariler ilk başta, hayretler içinde kalmışlardı; ancak, öncül bir biçimde, onlar, İsa’nın kadınlara olan davranışına alışır hale gelmişlerdi; o kendilerine, kadınların krallık içinde erkekler ile eşit haklara sahip kılınacağını açık bir biçimde ifade etmişti.

9. Beş Haftalık Sınanış

138:9.1 Bu, bir bakımdan, on iki havari için sonuç itibariyle uzun süreler boyunca çok yorucu bir deneyim olarak kendisini göstermiş bulunan, balıkçılık ve kişisel hizmetin değişmeceli süreçlerinden meydana gelmiş tekdüze dönemdi; ancak, onlar, bu sınava dayanmışlardı. Serzenişlerinin, kuşkularının ve geçici tatminsizliklerinin tümüne rağmen, onlar, Üstün’e vermiş oldukları adanmışlık ve sadakat yeminlerine bağlı kalmışlardı. Hepsi için (Yudas İscariot hariç), mahkemenin ve çarmıhın karanlık saatlerinde İsa’ya sadık ve doğru kalmaya devam edecek kadar kendisini onlar için sevgili kılmış olan şey, sınanışın bu ayları boyunca onların İsa ile gerçekleştirmiş olduğu kişisel birliktelikti. Gerçek insanlar, İsa gibi, kendilerine oldukça yakın bir biçimde yaşamış ve onlara oldukça adanmış birini hiç de terk edememişlerdi. Üstün’ün ölümünün karanlık saatlerinde, nedenselliğin, muhakemenin ve mantığın tümü bu havarilerin kalplerinde, arkadaşlık-bağlılığının en yüce olan hissi biçiminde — bu bir tek olağanüstü insan duygusuna olan teslimiyette bir kenara itilmişti. İsa ile birlikte çalışmanın bu beş ayı bu havarileri, her birinin İsa’yı tüm dünya içindeki en iyi arkadaşları olarak görmelerine neden oldu. Ve, bu insan duygusu, ve İsa’nın muhteşem öğretileri ve muazzam eylemleri değil; krallığın müjdesinin duyuruluşunun yeniden hayata geçirilmesine ve yenilenmesine kadar kendilerini bir arada tutmuştu.

138:9.2 Sadece sessiz çalışmanın bu ayları, geçtikleri bir sınav olarak, havariler için büyük bir sınayış olmamıştı; ancak, kamusal düzeydeki eylemsizliğin bu dönemi, İsa’nın ailesi için büyük bir sınanış olmuştu. İsa kamu görevini başlatmak için hazır olduğu zaman zarfında, onun ailesinin tamamı (Ruth dışında) kendisini neredeyse tamamen terk etmişti. Yalnızca az sayıdaki birkaç durumda onlar, daha sonrasında kendisiyle bir iletişimde bulunmaya girişmişti; ve, bu durumlarda da iletişim, onun eve geri dönüşüne ikna etmek için yapılmıştı; zira, onlar, İsa’nın kendinde olmadığına inanmaya yaklaşmıştı. Onlar, yalın bir ifadeyle, ne kendi felsefesini kavrayabilmekte ne de öğretisini anlayabilmekteydi; bütün bunlar, onun kendi bedeni ve kanından olanlar için çok fazlaydı.

138:9.3 Havariler kişisel çalışmalarını Kapernaum’da, Bethsayda-Yulias’da, Çorazin’de, Gerasa’da, Hippos’da, Mecdel’de, Kana’da, Celile’nin Beytüllahimi’nde, Yotapata’da, Ramah’da, Safed’de, Gişhala’da, Gadara’da, and Abila’da sürdürmüşlerdi. Bu kasabaların yanı sıra onlar, kasabaların dışındaki yerlere ek olarak birçok köyde de çalışmışlardı. Bu sürecin sonunda, on ikili, sahip olduğu ailelerin bakımı için oldukça tatmin edici tasarımlarda bulunmuştu. Bazılarının birkaç çocuğa sahip olduğu biçimde, havarilerin çoğu evliydi; ancak, onlar ev ahalilerinin desteklenmesi için, havarisel kaynaklardan gelen küçük bir yardımla beraber, ailelerinin mali refahı hakkında endişe duymak zorunluluğunda kalmadan Üstün’ün çalışmasına bütüncül enerjilerini adayabilecekleri düzeyde düzenlemelerde bulunmuşlardı.

10. On İki’nin Örgütlenişi

138:10.1 Havariler öncül bir biçimde, kendilerini şu düzende örgütlemişlerdi:

138:10.2 1. İlk seçilmiş havari olarak, Andreas, on ikinin atanmış başkanı ve genel yöneticisiydi.

138:10.3 2. Petrus, Yakub ve Yahya, İsa’nın kişisel dostları olarak adanmışlardı. Onlar kendisine gündüz ve gece katılmakta, fiziksel ve küçük ihtiyaçlarına yardımcı olmakta, ve ona, dua ve cennet içindeki Yaratıcı’yla olan gizemli birlikteliğin bu gece bekleyişlerinde eşlik etmekteydiler.

138:10.4 3. Filip, topluluğun baş sorumlusu yapılmıştı. Yiyecek tedarik etmek ve ziyaretçilerin, ve hatta bazı zamanlarda çok sayıdaki dinleyicilerin, yiyecek bir şeyleri olmasına dikkat etmek onun göreviydi.

138:10.5 4. Nataniyel, on ikinin sahip olduğu ailelerin ihtiyaçlarını gözetlemekteydi. O; her bir havarinin ailesinin gereksinimleri hakkında düzenli bildirileri almakta, ve, hazineci olan, Yudas’a resmi taleplerde bulunarak, her hafta ihtiyacı olanlara kayna aktarımında bulunurdu.

138:10.6 5. Matta, havari birliğinin mali birimiydi. Hazinenin yeniden dolması olarak, bütçenin dengede olmasına dikkat etmek onun göreviydi. Eğer karşılıklı destek için kaynaklar gelmeyecekse, topluluğun idaresi için bağışlar alınmayacak olursa, Matta, on ikilinin sahip oldukları ağlara bir dönemliğine geri dönmeleri emrini verecek güce sahip kılınmıştı. Ancak, bu, kamu görevlerine başladıktan sonra hiçbir zaman gerekli olmamıştı; o her zaman haznedarın elinde, topluluklarının etkinliklerini maddi destekle yerine getirmek için yeterli miktarda kaynağa sahip olmuştu.

138:10.7 6. Tomas, seyahat güzergâhlarının yöneticisiydi. Kalınacak yerleri tertiplemek ve belirli bir düzeye kadar öğretme ve duyurma mekânlarını seçmek, ve böylece pürüzsüz ve olabilecek en verimli ve yerli yerinde seyahat çizelgesinden emin olmak ona aktarılmıştı.

138:10.8 7. Alpheus’un ikiz çocukları olan Yakub ve Yudas, kalabalıkların idaresiyle görevlendirilmişlerdi. Duyurma sürecinde kalabalıklar arasındaki düzeni sağlamak için yeterli sayıdaki yardımcı rehberi kendilerine bağlı halde görevlendirmek onların göreviydi.

138:10.9 8. Şimon Zelotes’e, boş zaman etkinliklerinin ve eğlencenin sorumluluğu verilmişti. O, Çarşamba programını idare etmiş olup, aynı zamanda da, her gün dinlenme ve dikkati başka yere toplamanın bir kaç saati için bir şeyleri sağlamayı amaçlamıştı.

138:10.10 9. Yudas İscariot haznedar olarak atanmıştı. O, keseyi taşımaktaydı. O, masrafları ödemekte ve muhasebeyi tutmaktaydı. O, haftadan haftaya Matta’ya bütçe tahminlerinde bulunmuş olup, aynı zamanda da Andreas’a, haftalık bildirimleri gerçekleştirmişti. Yudas, Andreas’ın onayı üzerine kaynakları dağıtmaktaydı.

138:10.11 On ikili; öncül örgütlenişinden, ihanet eden, Yudas’ın terk edişinin gerektirmiş olduğu yeniden düzenleniş zamanına kadar bu şekilde faaliyet göstermişti. Üstün ve onun takipçi-havarileri; onun kendilerini bir araya topladığı ve resmi bir biçimde krallığın elçileri ve onun iyi haberlerinin duyurucuları olarak atadığı, M.S. 27.yılda, Ocak ayının 12’si, Pazar gününe kadar bu yalın halde yaşamlarına devam etmişlerdi. Ve, bu günden yakın bir süre sonra havariler, ilk kamu duyuru gezilerine Kudüs ve Yehuda’dan başlamaya hazırlanmışlardı.





Back to Top