URANTİA’NIN KİTABI’NA - 183. Makale : İsa’nın İhanet Edilişi ve Tutuklanışı

(USGNY-TUR-001-2017-1)



 İndir © Urantia Society of Greater New York

URANTİA’NIN KİTABI’NA   

Kısım IV: İsa’nın Hayatı ve Öğretileri

183. Makale : İsa’nın İhanet Edilişi ve Tutuklanışı



183. Makale : İsa’nın İhanet Edilişi ve Tutuklanışı

183:0.1 İSA’nın nihai olarak Petrus, Yakub ve Yahya’yı uyandırmasından sonra, o kendilerine, çadırlarına gitmelerini ve ertesi günün sorumluluklarına hazırlanmak için uykuyu aramalarını tavsiye etmişti. Ancak, bu zaman zarfında üç havari tamamiyle uyanık haldeydi; onlar, küçük şekerlemeleriyle canlanmışlardı; ve, bunun yanı sıra, onlar, Davud Zübeyde’yi sormakta olan ve Petrus kendilerine onun gözetleme yerinde bulunduğunu söylediğinde onu bulmak için hızlıca ayrılmış haldeki heyecanlı iki ileticinin buraya gelişiyle hareketlenmiş ve heyecanlanmışlardı.

183:0.2 Her ne kadar havarilerden sekizi derin uykuda bulunmuş olsa da, yanları başında kamp haldeki Yunanlılar sıkıntıdan daha fazla korku duyar haldeydi; öyle ki, onlar, bir tehlike anında kendilerini harekete geçirecek bir bekçi dikmişlerdi. Bu ileticiler kampa koştuklarında, Yunanlı bekçi ilerleyip akran vatandaşlarının hepsini uyandırdı; bu kişiler çadırlarından tamamiyle giyinik ve bütünüyle silahlanmış halde fırladı. Sekiz havari dışında, kampın tümü bu an içinde ayağa kalkmıştı. Petrus birlikteliklerini çağırmayı arzulamıştı ancak İsa kesin bir biçimde ona bunu yasakladı. Üstün yumuşak bir biçimde onların hepsinin çadırlarına geri dönmesi için uyardı ancak onlar İsa’nın bu tavsiyesine uymada gönülsüzlerdi.

183:0.3 Takipçilerini dağıtmada başarısız olan bir halde, Üstün onlardan ayrıldı ve Gethsemane Parkı’nın girişi yakınında bulunan zeytin ezim yerine doğru yürümeye başladı. Her ne kadar üç havari, Yunanlılar ve kampın diğer üyeleri onu takip etmede çekince göstermişse de, Yahya Markus hızlıca zeytin ağaçları etrafından hareketlenip, kendisini zeytinlerin ezildiği yerin yakınındaki küçük bir kuytuda sakladı. İsa, kendisini yakalayacak kişiler ulaştıkları zaman kendisini havarileri rahatsız etmeden tutuklayabilmeleri için kamptan ve arkadaşlarından çekilmişti. Üstün, Yudas’ın kendisine olan ihanetinin görünüşü karşısında havarilerin askerlere karşı gelmeye başlayacak ve onun kendisiyle birlikte gözaltına alınacak kadar sinirlenmesine engel olmayı amaçlamış olduğu için, tutuklanma vaktinde havarilerin uyanık ve hâlihazır bulunmasından korkmuştu. O, eğer onlar tutuklanırlarsa onların kendisiyle birlikte yok olacağından korkmuştu.

183:0.4 Her ne kadar İsa, ölümü için gerçekleştirilmiş tasarımın kökenini Museviler’in yöneticilerine ait heyetlerden aldığını bilmiş olsa da, o aynı zamanda, Lucifer, Satan ve Caligastia’nın tüm bu türden suçlu kumpasları bütünüyle onaylamakta olduğunun farkındaydı. Ve, o, âlemlerin bu isyankârlarının, havarilerinin tümünün kendisiyle birlikte yok edilişini görmekten de mutlu olacağını oldukça iyi bilmekteydi.

183:0.5 İsa, yalnız bir halde, ihanetkarın gelişini beklemiş olduğu yer olan, zeytin ezim yerinde oturmuştu; ve, o bu zaman zarfında yalnızca Yahya Markus ve göksel gözlemcilerin sayısız bir birliği tarafından görülmüştü.

1. Baba’nın İradesi

183:1.1 Üstün’ün beden içindeki sürecinin tamamlanışı ile ilgili sayısız söylemin ve birçok olayın taşımakta olduğu anlamı yanlış anlamanın büyük bir tehlikesi bulunmaktadır. İsa’ya bilgisiz hizmetçiler ve hissizleşmiş askerler tarafından acımasızca davranış, onun yargılanışının adaletsiz biçimi ve sözde dini önderlerin duygusuz tutumu, kendisini tüm bu acıya ve aşağılanmaya sabır içinde tabi kılan İsa’nın gerçekten de Cennet içindeki Baba’nın iradesini gerçekleştirmesiyle karıştırılmamalıdır. Evladı’nın, doğumdan ölüme uzanan bir biçimde, fani deneyimin kadehini tamamiyle bitirmesi gerçekten de ve gerçek haliyle Baba’nın iradesiydi; ancak, cennet içindeki Baba’nın, Üstün’e bu kadar acımasız bir biçimde işkencede bulunmuş ve onun karşı koymayan kişiliğine bu denli korkunç ve devamlı soysuzlukları gerçekleştirmiş olan sözde medeni insan varlıklarının barbarca davranışının kışkırtılmasıyla hiçbir ilişkisi yoktur. Fani yaşamının son saatlerinde dayanması için İsa’nın çağrılmış olduğu bu insana layık olmayan ve hayretlere düşürücü deneyimler hiçbir biçimde; yorgun havarileri fiziksel tükenmişliğin uykusunu yaşarken bahçede onun oluşturmuş bulunduğu üç katmanlı duada gösterildiği haliyle insan doğasının insanın Tanrı’ya olan nihai teslim oluşu anında o kadar üstün bir biçimde taşımaya söz vermiş olduğu, Baba’nın kutsal iradesinin bir parçası bile değildi.

183:1.2 Cennet içindeki Baba, tıpkı fanilerin tümünün yeryüzü üzerindeki ve beden içindeki yaşamlarını tamamlamak zorunda oldukları gibi, yeryüzü sürecini doğal bir biçimde tamamlamasını arzulamıştı. Olağan erkekler ve kadınlar, yeryüzü üzerindeki son saatlerinin ve ölümün beklenmeyen deneyiminin özel bir yazgı tamamlanışı ile kolay hale gelmesini beklememektedirler. Bunun uyarınca, İsa, doğal olayların işleyişi uyarınca gerçekleşen bir biçimde beden içindeki yaşamını vermeyi tercih etmişti; ve, o kararlı bir biçimde, inanılmaz aşağılanışına ve soysuzlaştırıcı ölümüne tüm korkunç ve kesinliği ile doğrudan götürmüş olan insana hiçbir şekilde layık olmayan yaşanmışlıkların ahlaksız bir kumpasından yabani tuzaklarından kendisini kurtarmayı reddetmişti. Ve, nefretin akılları alt üst eden tüm bu dışavurumunun ve yabaniliğin bu öncülü olmayan sergilenişinin her bir zerresi, kötü insanların ve ahlaksız fanilerin işiydi. Cennet içindeki Baba buna irade etmemişti; ne de İsa’nın baş düşmanları buna emretmişti, her ne kadar onlar düşüncesiz ve kötü fanilerin bahşedilmiş Evlat’ın bu şekilde reddedilişini teminat altına almak için fazlasıyla şeyi gerçekleştirmiş olsa da.

2. Yudas Şehirde

183:2.1 Yudas’ın öyle paldır küldür Son Akşam Yemeği yenirken masadan ayrılmasından sonra, doğrudan bir biçimde kuzeninin evine gitmiş olup, bunun arından ikisi doğrudan mabet muhafız kumandanının yolunu tutmuştu. Yudas kumandanın muhafızları toplamasını rica edip, ona kendilerini İsa’ya götürmeye hazır olduğunu bildirdi. Yudas’ın, beklenmesinden biraz daha önce burada oluşu için, Markus evine doğru hazırlıkta biraz gecikme yaşamıştı; burada Yudas İsa’yı hala havarileriyle birlikte konuşur halde bulmayı beklemekteydi. Üstün ve on birli İlyas Markus’un evini, ihanetkarın ve koruyucunun varışından bir tam on beş dakika önce terk etmişti. Tutuklayıcılar Markus’un evine ulaştıklarında, İsa ve on birli şehrin duvarlarının çok ötesinde bulunmuş olup, Zeytindağı kampına olan yolları üzerindelerdi.

183:2.2 Yudas, İsa’yı Markus’un yerinde ve on birlinin eşliğinde bulamama karşısında fazlasıyla rahatsız olmuştu; bu anda, havarilerin yalnızca ikisi karşı koymak için silahlıydı. O şans eseri bunu öğrenmişti; öğleden sonra onlar kampı terk ederken, yalnızca Şimon Petrus ve Şimon Zelotes kılıçları kuşanmıştı; Yudas, şehir sessizlik içindeyken ve orada çok az karşı koyma tehlikesi bulunurken İsa’yı almayı umut etmişti. İhanetkar, eğer kampa olan geri dönüşlerini bekleyecek olurlarsa, otuzdan fazla adanmış havari ile karşılaşılmak zorunda olacaklarından korkmuştu; ve, o aynı zamanda, Şimon Zelotes’in kendisine ait bol miktarda kılıca sahip olduğunu biliyordu. Yudas, on bir sadık havarinin kendisinden nasıl nefret edeceği üzerinde düşünürken artan bir biçimde kaygılı hale gelmişti; ve, o, onların hepsinin kendisini yok etmeyi amaçlayacağından korkmuştu. O yalnızca sadakatsiz değildi; o kalbinde gerçek bir korkaktı.

183:2.3 Onlar İsa’yı üst odada bulamada başarısız olunca, Yudas muhafızların kumandanından mabede geri dönmesini istedi. Bu zaman zarfında, ihanetkar tarafından verilmiş İsa’nın en geç bu günün gecesinde tutuklanacak oluşu sözüne göre hareket eden bir biçimde, İsa’yı almaya hazırlık için yüksek din-adamının evinde bir araya gelmeye başlamıştı. Yudas birlikteliklerine İsa’yı Markus’un evinde bulmayı kaçırmış olduğunu açıkladı; ve, kendisini tutuklamak için Gethsemane’ye gitmenin gerekli oluşuna. İhanetkar bunun arından, otuzdan fazla adanmış takipçinin kendisiyle birlikte kamp haline olduğunu ifade etti; ve, onların oldukça iyi bir biçimde silahlanmış olduklarını. Musevilerin yöneticileri Yudas’a, İsa’nın her zaman karşı koymayışı duyurmuş olduğunu hatırlattı; ancak, Yudas onlara, kendilerinin İsa’nın takipçilerinin tümüne bu türden bir öğretiye uyacak oluşuna yaslanamayacakları cevabını verdi. O gerçekten de kendisi için endişeye düşmüş olup, bu nedenle görülmemiş bir şeyi yapıp kırktan fazla askerden meydana gelen bir refakatçi birliği istedi. Musevi yöneticileri yetkileri altında bu kadar fazla kişiden meydana gelen silahlı kişiye sahip olmadıkları için, onlar derhal Antonya’nın kalesine yetişip, Romalı kumandandan kendisine bu muhafız birliğini vermelerini rica etti; ancak, Antonya, onların İsa’yı tutuklama amacında olduklarını öğrendiğinde, o hiç beklemeden onların ricasına uymayı reddetmiş olup, kendilerini üstünde bulunan görevliye gönderdi. Bu şekilde, silahlı Roma muhafızlarını kullanmaya izin için bir yönetim makamından diğerine giderek ama en sonunda Pilatus’un kendisine kadar çıkan bir biçimde bir saatten fazla süre harcanmıştı. Onlar Pilatus’un evine ulaştıklarında vakit geçti; ve, Pilatus, eşi ile birlikte özel otalarına çekilmişti. O, bu girişim ile herhangi bir ilişkisinin olması karşısında çekince göstermişti; öyle ki onun eşi kendisinden bu ricayı reddetmesini istemişti. Ancak, Musevi Sanhedrin’in vekil görevlisi hâlihazırda olduğu ve bu yardım için kişisel ricada bulunduğu için, vali, onların gerçekleştirme yolunda olduğu her yanlışı daha sonra düzeltebilecek oluşunu düşünür bir halde, talebe izin vermenin bilgece olduğunu düşündü.

183:2.4 Bunun uyarınca, Yudas İşkariyot mabetten çıktığında, saat on bir buçuğu biraz geçmişken, ona — mabet muhafızları, Roma askerleri ve baş din adamları ve yöneticilerden meydana gelen meraklı hizmetçiler halinde — atmıştan fazla kişi eşlik etmişti.

3. Üstün’ün Tutuklanışı

183:3.1 Meşaleler ve fenerler taşır halde, silahlı askerlerden ve muhafızlardan meydana gelen bu kafile bahçeye yaklaştığında, Yudas, İsa’yı hızlıca tespit edebilmek ve böylece tutuklayıcıların İsa’nın birliktelikleri onun savunması için yetişmeden önce onu kolayca yakalayabilmeleri için topluluğun çok önünde ilerlemekteydi. Ve, orada Yudas’ın Üstün’ün düşmanlarının önünde olmayı tercih edişinin başka bir nedeni de bulunmaktaydı: O, olay yerinde askerlerden önce görürse, İsa’nın çevresine toplanmış olan havariler ve diğerlerinin doğrudan bir biçimde kendisini topuklarını oldukça yakın bir biçimde takip etmekte olan silahlı muhafızlar ile ilişkilendirmeyeceğini düşünmüştü. Yudas hatta, tutuklayıcılarının gelişine dair onları uyarmak için yetişmiş gibi yapmayı bile düşünmüştü; ancak, bu tasarım, İsa’nın ihanetkarın umutları yıkan bir biçimde karşılayışı ile engellenmişti. Her ne kadar Üstün Yudas’a nazik bir biçimde konuşmuş olsa da, o kendisini bir ihanetkar olarak karşılamıştı.

183:3.2 Petrus, Yakup ve Yahya, akran kampçılardan meydana gelen yaklaşık otuz kişilik bir toplulukla birlikte, tepenin eteği etrafında meşalelerin sallanışı ile silahlı kafileyi gördüklerinde, onlar bu askerlerin İsa’yı tutuklamak için gelmekte olduğunu bilmişlerdi; ve, onların hepsi, Üstün’ün ay ışığının aydınlatmış olduğu yalnızlık için oturduğu yer olan zeytin ezim yeri yakınına koşmuşlardı. Askerlerin kafilesi bir yandan yaklaşmakta, üç havari ve onların birliktelikleri diğer yandan yaklaşmaktaydı. Yudas Üstün’e ilk iletişimi kurmak için ileri atıldığında, iki topluluk, hareketsiz bir biçimde, durmuştu; onların ikisi arasında Yudas ihanetkar öpücüğünü İsa’nın alnına kondurma hazırlığı yapmaktaydı.

183:3.3 Muhafızları Gethsemane’ye yönlendirdikten sonra, yalın bir biçimde İsa’yı askerlere işaret etmek ihanetkarın ümidiydi; ya da en fazlası bir öpücükle kendisini karşılama görevinde bulunup, onun ardından hızlıca olay yerinden uzaklaşmak. Yudas havarilerin tümünün burada hazır olmasından fazlasıyla korkmuştu; sevgili öğretmenlerine cüretkâr ihanetinin karşılığını vermek için saldırılarını onun üzerinde toplayacak oluşundan. Ancak, Üstün onu bir ihanetkar olarak karşıladığında, o fazlasıyla şaşkınlık içine düşmüştü ki, kaçmak için hiçbir girişimde bulunmamıştı.

183:3.4 İsa, ihanetkarın kendisine ulaşabilmesinden önce, Yudas’ın mevcut biçimde ihanetten kurtarmak için son bir çabada bulunmuştu; o yana adımını atıp, Romalı kumandan olan, solda en önde gelen askere hitap eder bir halde, “Kimi arıyorsun?” diye sordu. Kumandan “Nasıralı İsa” cevabını verdi. Bunun ardından İsa doğrudan görevlinin önüne adımını atıp, tüm yaratıma ait Tanrı’nın sakin ihtişamı içinde orada duran bir biçimde, şunu söyledi: “Ben kendisiyim.” Bu silahlı kafilenin çoğu öncesinde İsa’nın mabette öğretimde bulunuşunu duymuş haldeydi; ve, onlar, kendisinin cesur bir biçimde bu şekilde kimliğini duyuruşunu duyduklarında, ön sıradaki birlik aniden geri çekildi. Onlar kendilerinden beklemeyen bir biçimde, onun gerçekleştirmiş olduğu kimliğinin bu sakin ve ihtişamlı duyuruşu karşısında şaşkınlığın egemenliği altına girmişlerdi. Orada, bu nedenle, Yudas için ihanet tasarımına devam etmek amacıyla bir neden bulunmamaktaydı. Üstün cesur bir biçimde kendisini düşmanlarına açığa çıkarmıştı; ve, onlar kendisini Yudas’ın yardımı olmadan alabilirlerdi. Ancak, ihanetkarın, bu silahlı birlik ile olan mevcudiyetinin tanınması için bir şey yapması lazımdı; ve, bunun yanı sıra o, İsa’yı ellerine teslim etme sözünün telafisi için kendisine yağdırılacağına inanmış olduğu büyük ödülleri ve onurları hak edebilmek amacıyla Musevi yöneticileri ile varmış olduğu ihanet anlaşmasında payına düşeni yapmakta olduğunun gösterisinde bulunmayı istemişti.

183:3.5 Muhafızlar, İsa’nın görünüşü ve onun olağandışı sesindeki bocalamadan hızlıca kurtulurlarken, ve havariler ve takipçiler yakınlaşırken, Yudas İsa’ya adım atmış olup, alnına bir öpücüğü konduran bir biçimde, “Yaşa, Üstün ve Öğretmen” dedi. Ve, Yudas Üstününü bu şekilde kucaklarken, İsa: “Arkadaş, bunu yaptığın yetmedi mi! Daha gidip İnsan Evladı’na bir öpücükle ihanet etmek mi istiyorsun?”

183:3.6 Havariler ve takipçiler, görmüş oldukları şey karşısında kelimenin tam anlamıyla çakılı kalmışlardı. Bir anlığına hiçbir kimse hareket etmedi. Bunun ardından İsa, bedenini Yudas’ın ihanetkar kucaklayışından alan bir biçimde, muhafızlara ve askerlere adım atıp, tekrar, “Kimi arıyorsunuz?” diye sordu. Ve, tekrar kumandan, “Nasıralı İsa” dedi. Ve, İsa tekrar: “Sizlere söyledim ben kendisiyim. Eğer öyleyse, beni arıyorsanız, bırakın diğerleri yollarına gitsin. Ben sizlerle gitmeye hazırım.”

183:3.7 İsa Kudüs’e muhafızlarla birlikte gitmeye hazırdı, ve askerlerin kumandanı üç havarinin ve onların birlikteliklerinin kendi yollarına huzurla gitmelerine izin vermeye tamamiyle gönüllüydü. Ancak, onların yollarına çıkabilmesinden önce, İsa orada kumandanın emirlerini beklerken, Malçus isminde yüksek din-adamının Suriyeli bir koruması İsa’ya adım atıp, ellerini arkasından bağlamak için hazırlandı, her ne kadar Romalı kumandan İsa’nın bu şekilde bağlanması emrinde bulunmamasına rağmen. Petrus ve onun birliktelikleri Üstünlerinin bu soysuzluğa tabi tutuluşunu gördüklerinde, artık kendilerine hâkim olamayan bir konuma ulaşmışlardı. Petrus kılıcını çekti ve diğerleri ile birlikte Malçus’a saldırmak için koştu. Ancak, askerler yüksek din-adamının hizmetçisinin korumasına gelmeden önce, İsa Petrus’a bir yasaklayıcı eli kaldırmış ve kesin bir biçimde şunu söylemişti: “Petrus, kılıcını at. Kılıcını alan, kılıçla yok olacaktır. Bu kadehi içmemin Baba’nın iradesi olduğunu anlamıyor musun? Ve, buna ek olarak bilmiyor musun, beni bu birkaç adamın ellerinden kurtaracak on iki alaydan oluşan meleğe ve onların birlikteliklerine sahibim?”

183:3.8 İsa böylece etkin bir biçimde takipçileri tarafından fiziksel karşılığın bu gösterisine bir son verirken, bu olay, bu aşamada, askerlerinin yardımıyla, İsa’nın üzerine güçlü elleri indirecek ve onu hızlıca bağlayacak bir biçimde muhafızlarının kumandanını korkutmaya yetmişti. Ve, onlar İsa’nın ellerini ağır halatlarla bağlarken, İsa onlara: “Neden bir hırsızı yakalarmış gibi bana kılıçlarla ve çubuklarla yaklaşıyorsunuz? Ben, insanlara açık bir biçimde öğretimi bulunur bir halde, sizlerle bütün gün mabetteydim, ve sizler beni yakalamak için hiçbir çabada bulunmadınız.”

183:3.9 İsa bu şekilde bağlandığında, kumandan, Üstün’ün takipçilerinin kendisini kurtarma girişiminde bulunabilmesinden korku duyan bir halde, onların yakalanması emrinde bulunmuştu; ancak, askerler yeterince hızlı değillerdi çünkü kumandanın onları tutuklama emirlerine kulak misafiri olmuş halde İsa’nın takipçileri hızlıca vadiye geri kaçmışlardı. Tüm bu zaman zarfı boyunca Yahya Markus, yakındaki kuytuda saklı halde kalmaya devam etmişti. Muhafızlar Kudüs için İsa ile birlikte yola çıktığında, Yahya Markus kuytusundan, kaçan havariler ve takipçileri yakalamak için çıkma girişiminde bulundu; ancak, o tam da çıkarken, kaçan takipçileri kovalamış ancak artık geri dönmekteki askerlerinin sonlarından bir tanesi yakından geçmekte olup, keten paltosu içinde bu ufaklığı görmüş bir biçimde koşup neredeyse onu yakalamıştı. Açıkçası, asker paltosuna elini uzatacak kadar Yahya’ya yaklaşmıştı; ancak, ufaklık, asker boş paltoyu tutarken çıplak bir halde kaçarak, kıyafetten kendisini kurtarmıştı. Yahya Markus derhal üst patikada bulunan Davud Zübeyde’nin yolunu tutmuştu; o Davud’a neyin yaşandığını söylediğinde, onların ikisi de uyuyan havarilerin çadırlarına doğru geri koşup, Üstün’ün ihanetine ve onların tutuklanışına dair sekizi de bilgilendirmişlerdi.

183:3.10 Bu zaman zarfında sekiz havarinin uyandığı sıralarda, vadiye kaçmış olanlar geri dönmekteydi ve onların tümü zeytin ezim yeri yakınında neyin yapılması üzerine konuşmak için bir araya toplandı. Bu zaman zarfında, zeytin ağaçları arasına saklanmış olan Şimon Petrus ve Yahya Zübeyde hâlihazırda, umutsuz bir suçlunun önünden giderlerken bu aşamada İsa’yı Kudüs’e götürmekte olan askerlerden, koruyuculardan ve hizmetçilerden meydana gelmiş bir kalabalığın peşine düşmüşlerdi. Yahya kalabalığı yakından takip etmişti ancak Petrus uzaktan gelmekteydi. Yahya Markus’un askerin kollarından kurtulmasından sonra, Şimon Petrus ve Yahya Zübeyde’nin çadırında bulmuş olduğu bir paltoya kendisini sarmıştı. O, muhafızların İsa’yı, emekli yüksek din-adamı olan Annas’ın evine doğru götürmekte olduğunu düşündü; böylece o, zeytin tarlaları boyunca etraftan ilerleyip, yüksek din-adamının sarayının kapısındaki giriş yakınında saklanan bir biçimde, kalabalığın önünde bir konuma gelmişti.

4. Zeytindağı’ndaki Konuşma

183:4.1 Yakup Zübeyde kendisini Şimon Petrus ve kardeşi Yahya’dan ayrı bir konumda bulmuştu; ve, böylece o şimdi, Üstün’ün tutuklanışı üzerine neyin yapılması gerektiğine beraber karar vermek için zeytin ezim yerinde diğer havarilere ve akran kampçılara katıldı.

183:4.2 Andreas, akran havarilerinin topluluk idaresine dair her türlü sorumluluktan salıverilmişti; bunun uyarınca, yaşamlarındaki deneyimlemiş oldukları krizlerin en büyüğünde, o sessiz bir konumdaydı. Resmi olmayan kısa bir konuşmadan sonra, Şimon Zelotes, zeytin ezim yerinin taş duvarı üzerine çıkıp, akran havarilerinden ve diğer takipçilerden kalabalığa yetişip İsa’yı kurtarmayı gerçekleştirmeyi güçlü bir biçimde ister halde, Üstün ve krallığın amacına sadakat için tutkulu bir öneride bulunmuştu. Kafilenin büyük bir çoğunluğu, Nathanyel’in tavsiyesi olmasa onun saldırgan önderliğini takip etme eğiliminde bulunacaktı; Nathanyel, Şimon’un konuşmasını bitirdiği an ayağa kalkıp, onların dikkatini, karşılık vermemeye dair İsa’nın sıklıkla tekrarlamış olduğu öğretilere çekti. O buna ilave bir biçimde kendilerine; İsa’nın tam da o gece, cennetsel krallığın iyi haberlerini duyuran bir biçimde dünyaya çıktıkları vakit için yaşamlarını korumaları yönergesinde bulunmuş olduğunu hatırlattı. Ve, Nathanyel bu tutumunda, nasıl Petrus’un ve diğerlerinin Üstün’ün tutuklanışına karşı kılıçlarını çektiğini ve İsa’nın Şimon Petrus’tan ve onun akran kılıç tutanlardan onları kınlarına sokmalarını istediğini bu aşamada söyleyen Yakub Zübeyde’nin anlatımıyla cesaret bulmuştu. Matta ve Filip aynı zamanda konuşmada bulunmuştu; ancak, Tomas’a kadar bu konuşmadan kesin bir sonuç çıkmamıştı; Tomas, İsa’nın Lazarus’a kendisini ölüme atmamaya karşı tavsiyede bulunduğu gerçeğine dikkat çekmiş, arkadaşlarının kendisini savunmalarını reddettiği için Üstünleri’ni kurtarmak amacıyla hiçbir şeyin yapılamayacağına işarette bulunmuş ve onun insan düşmanlarını rahatsız etmek için kendi kutsal güçlerini kullanmadan nasıl uzak durmada kararlılık gösterdiğini hatırlatmıştı. Tomas, Davud Zübeyde’nin kampta ana iletişimi ve topluluk için iletici merkezi kurmak amacıyla kampta kalacağını anlayan bir biçimde, her birinin kendi başına dağılması biçiminde onların ayrılmalarına kendilerini ikna etti. Gecenin iki suları o sabah kamp terk edilmişti; yalnızca Davud üç veya dört ileticisiyle birlikte orada hazır haldeydi; diğerleri, İsa’nın alındığı yere ve kendisine ne yapılacağına kesin bilgiyi edinebilmek için etrafa gönderilmişti.

183:4.3 Nathanyel, Matta, Filip ve ikizler olmak üzere havarilerin beşi Bethpage’ye ve Bethani’ye saklanmaya gitmişti. Tomas, Andreas, Yakub ve Şimon Zelotes şehir içinde saklanmaktaydı. Şimon Petrus ve Yahya Zübeyde Annas’ın evine kadar takipte bulunmuştu.

183:4.4 Günün ağarmasından kısa bir süre sonra, Şimon Petrus, derin umutsuzluğun karamsar bir ruhu içinde, Gethsemane kampına ne yapacağını bilmez halde geri dönmüştü. Davud kendisini, Kudüs’te Nikodemus’un evinde bulunmakta olan abisi Andreas’a katılmak için bir ulakla göndermişti.

183:4.5 Çarmıhın sonuna kadar, Yahya Zübeyde, İsa’nın ona emretmiş olduğu gibi, her zaman el altında bulunmuş olup, saat saat Davud’un ulaklarına bilgi sağlayan kendisi olmuştu; onun vermiş olduğu bilgiler bahçe kampında bulunan Davud’a taşınmakta olup, bunun arından gizlenen havarilere ve İsa’nın ailesine aktarılmaktaydı.

183:4.6 Kesin bir biçimde çoban dövülmüş ve koyunlar dağılmıştı! Her ne kadar onların hepsi hayal meyal da olsa İsa’nın kendilerini tam da bu duruma dair önceden uyarmış oluşunun farkına varmışsa da, akıllarını olağan bir biçimde kullanmaya yetkin olamayacak kadar Üstün’ün anlık yok oluşu karşısında ciddi bir şaşkınlığa düşmüşlerdi.

183:4.7 Gün ışığından sonra ve Petrus’un abisine katılmak için gönderilmesinin hemen ardından, İsa’nın beden içindeki kardeşi olan Yude, son kertede yalnızca Üstün’ün hâlihazırda tutuklandığını öğrenen bir biçimde, nefes nefese ve İsa’nın ailesinin geri kalanından önce kampa varmıştı; ve, o tekrar, bu bilgiyi annesine ve erkek ve kız kardeşlerine taşımak için doğrudan Eriha yolunu tutmuştu. Davud Zübeyde, Yude ile, onların Bethani’de Marta ve Meryem ile bir araya gelmeleri ve burada ulakların onlara düzenli olarak getirecekleri haberleri beklemeleri iletisini göndermişti.

183:4.8 Bu, Perşembe gecesinin diğer yarısı ve Cuma’nın erken sabah saatleri boyunca, havarilerin, baş takipçilerin ve İsa’nın yeryüzü ailesine dair durumdu. Ve, tüm bu toplulukların ve bireylerin tümü birbirleriyle, Davud’un Gethsemane kampındaki yönetim merkezinden işletmeye devam etmiş olduğu ulak hizmeti ile haberdar kılınmıştı.

5. Yüksek Din-Adamı’nın Sarayına olan Yolda

183:5.1 Onlar bahçeden İsa ile birlikte yola çıktıklarında, İsa’yı nereye götürmeye dair mabet muhafızlarının Musevi kumandanı ve askerlerin Romalı kumandanı karasında bir münakaşa yaşanmıştı. Mabet muhafızlarının kumandanı İsa’nın, vekil yüksek din-adamı olan Kaiaphas’a götürülmesi için emir vermişti. Romalı askerlerin kumandanı, İsa’nın eski yüksek din-adamı ve Kaiaphas’ın kayınpederi olan, Annas’ın sarayına götürülmesini emretmişti. Ve, o bunu, Musevi din-yönetimsel yasaların uygulanışı ile ilgili her şeyde Annas ile doğrudan görüşmeleri alışanlığından yapmıştı. Ve, Romalı kumandanın emirlerine uyuldu; onlar İsa’yı, öncül sorgu için Annas’ın evine götürdüler.

183:5.2 Yudas, söylenilen her şeye kulak misafiri olan bir biçimde, kumandanlar boyunca yürümüştü; ancak, o münakaşada bir taraf tutmamıştı çünkü ne Musevi kumandan ne de Romalı görevli ihanetkar ile fazla bir şey konuşma arzusu taşımamaktaydı — onlar kendisine çok küçük gözlerle bakmaktaydı.

183:5.3 Yaklaşık olarak bu zaman zarfında, Yahya Zübeyde, her zaman el altında kalmaya devam etmeye dair Üstünü’nün emirlerini hatırlayan bir biçimde, iki kumandan arasında ilerleyerek İsa’nın yakınına yetişti. Mabet muhafızlarının kumandanı, Yahya’nın yanlarında geldiğini görmüş bir halde, yardımcısına: “Bu adamı al ve onu tutukla. O, bu kişinin takipçilerinden bir tanesi.” Ancak, Romalı kumandan bunu duyduğunda, ve etrafına bakıp Yahya’yı gördüğünde, havarinin kendisine uğramasını ve hiç kimsenin onu rahatsız etmesini emretti. Bunun ardından, Romalı kumandan Musevi kumandana: “Bu kişi ne ihanetkar ne de korkak. Ben onu bahçede gördüm ve o bize karşı gelmek için kılıç çekmedi. O, Üstünü ile birlikte olmak için öne çıkacak cesarete sahip, hiç kimse ona el sürmeyecek. Roma yasası herhangi bir tutsağın yargılamadan önce kendisi ile birlikte durması için en az birinin bulunmasına izin vermektedir; ve, bu kişinin, bu tutsak olarak, Üstününün yanında durması engellenmeyecektir.” Ve, Yudas bunu duyduğunda, kendisi o kadar utanmış ve aşağılanmıştı ki, Annas’ın sarayına tek başına gelen bir biçimde yürüyenlerin arkasına düşmüştü.

183:5.4 Ve, bu, Yahya Zübeyde’nin neden, bu gece ve ertesi gün onun zorlu deneyimlerinin tamamı boyunca İsa’nın yakınında kalmaya izin verilmiş olduğunu açıklamaktadır. Museviler, herhangi bir biçimde Yahya’a en ufak bir sözü söylemeden veya onu rahatsız etmekten korkmuşlardı çünkü ona, Musevi din-kurumsal mahkemesinin işleyişlerinin bir gözlemcisi olarak faaliyet göstermesi için atanmış bir Roma danışmanlık konumuna düşen bir yer vermişti. Yahya’nın ayrıcalıklı konumu, Annas’ın saray kapısında mabet muhafızlarının kumandanına İsa’yı teslim ederken, Romalının yardımcısına şunu söylemesi ile daha da güvenli hale gelmişti: “Bu tutsak ile beraber git ki, bu Museviler Pilatus’un rızası olmadan onu öldürmesin. Onların kendisine suikastta bulunmaması için gözleri dört aç ve Celileli olan onun arkadaşının orada bulunmasına ve her şeyi gözlemlemesine dikkat et.” Ve, böylece, her ne kadar diğer on havari saklanma yerlerinde kalmaya zorlanmış olsa da, Yahya İsa’nın çarmıhtaki ölüm anına kadar onun yanında bulunmaya yetkin olabilmişti. Yahya Roma koruması altında hareket etmekteydi, ve Museviler onu Üstün’ün ölümüne kadar rahatsız etmeye cüret etmedi.

183:5.5 Ve, Annas’ın sarayına kadar olan yolun tamamı boyunca İsa ağzını açmadı. Tutuklanışından Annas önüne çıkışına kadar İnsan Evladı bir kelime dahi etmedi.





Back to Top