URANTİA’NIN KİTABI’NA - 194. Makale : Gerçekliğin Ruhaniyeti’nin Bahşedilişi

(USGNY-TUR-001-2017-1)



 İndir © Urantia Society of Greater New York

URANTİA’NIN KİTABI’NA   

Kısım IV: İsa’nın Hayatı ve Öğretileri

194. Makale : Gerçekliğin Ruhaniyeti’nin Bahşedilişi



194. Makale : Gerçekliğin Ruhaniyeti’nin Bahşedilişi

194:0.1 SAAT BİR sularında, yüz yirmiden fazla inanan dua içindeyken, onların tümü odada tuhaf bir mevcudiyeti fark etmişlerdi. Aynı zamanda bu havarilerin tümü, ruhsal neşe, güvence ve kendinden eminlikten meydana gelen yeni ve derin bir hissin bilincini deneyimlemişlerdi. Ruhsal kuvvete ait bu yeni bilinci derhal, dışarı çıkmak ve krallığın müjdesini ve İsa’nın ölümden dirilişine dair iyi haberleri duyurmaya dair güçlü bir uyarım takip etmişti.

194:0.2 Petrus ayağa kalkmış olup, bunun Üstün’ün kendilerine sözünü vermiş olduğu Gerçekliğin Ruhaniyeti’nin gelişi olduğunu duyurmuştu; ve, o, mabede gidip ellerine teslim edilmiş olan iyi haberleri duyurmaya başlamayı önermişlerdi. Ve, onlar tam da Petrus’un önermiş olduğu şeyi yapmışlardı.

194:0.3 Bu kişiler, Tanrı’nın babalığından ve insanlığın evlatlığından oluşan müjdeyi duyurmak için hazırlanmış olup, kendilerine bu yönde yönergede bulunulmuştu; ancak, en yüksek hisler, en büyük haberler olarak ruhsal coşkunun ve kişisel zaferin tam da bu anında bu insanların düşünebildiği tek şey Üstün’ün dirilişine dair gerçeklik olmuştu. Ve, böylece, gökten gelen güç ile, insanları iyi havarileri — hatta İsa vasıtasıyla kurtuluşu bile — duyuran bir biçimde, yola çıkmışlardı; ancak, onlar, istemeden de olsa, müjde ile ilişkili olan bazı gerçeklikleri müjdenin içerdiği ile karıştırmanın hatasına düşmüşlerdi. Petrus, bilincinde olmadan, onları bu hataya götürmüştü; ve, diğerleri onu, iyi haberlerin yeni türünden yeni bir din yaratmış olan Pavlus’a kadar takip etmişti.

194:0.4 Krallığın müjdesi şudur: Tanrı’nın babalığı gerçeği ve bu gerçeğin beraberinde getirdiği insanların evlatlık-kardeşliğine dair gerçeklik. Hristiyanlık, bu günden itibaren gelişmiş olduğu haliyle şudur: Koruyucu Mesih İsa’nın Babası olarak Tanrı gerçeği ve onun ilişkide bulunduğu, diriltilmiş ve yüceltilmiş Mesih ile inanan-birliktelik deneyimi.

194:0.5 Ruhaniyetin etkisi altındaki bu kişilerin, Üstünlerini yok etmeyi ve onun öğretilerinin etkisini sona erdirmeyi amaçlamış olduğu kuvvetler üzerinde zafer hislerini ifade etmek için bu imkânı kullanmaları şaşılacak bir durum değildir. Bu türden bir zaman zarfında, onların İsa ile olan kişisel ilişkilemlerini hatırlamak ve Üstün’ün hala yaşamış oluşuna dair güvence karşısında heyecan duymak daha kolaydı; onun arkadaşlıklarının sona ermeyişini, ve onun ruhaniyetinin gerçekten de tam da söz vermiş olduğu gibi üzerlerine geldiğini.

194:0.6 Bu inananlar kendilerinin, neşenin, gücün ve ihtişamın yeni bir mevcudiyeti olarak başka bir dünyaya aniden aktarıldıklarını hissetmişlerdi. Üstün onlara krallığın güç ile geleceğini söylemişti; ve, onlardan bazıları, onun ne demek istediğini kavramaya başlamış olduklarını düşünmüşlerdi.

194:0.7 Ve, tüm bunların hepsi göz önüne alındığında, bu insanların nasıl olup da Tanrı’nın babalığına ve insanların kardeşliğine dair önceki iletilerinin yerine İsa’ya dair yeni bir müjdeyi duyurur hale gelmiş olduklarını anlamak zor değildir.

1. Hamsin Yortusu Vaazı

194:1.1 Havariler öncesinde kırk günlük bir süre boyunca saklanır haldeydiler. Bu gün şans eseri, Museviler’in Hamsin Yortusu şöleni günüydü; ve, dünyanın dört bir yanından gelmiş olan binlerce ziyaretçi Kudüs’teydi. Birçokları bu öğlen için buraya gelmişti; ancak, burada bulunanların büyük bir çoğunluğu Hamursuz’dan beri burada vakit geçirmekteydi. Şimdi bu korku içindeki havariler, dirilmiş bir Mesih’e dair yeni iletiyi duyurmaya başlamış oldukları yer olan mabette cüretkâr bir biçimde ortaya çıkarak haftalarca süren tecritlerinden ortaya çıkmışlardı. Ve, havarilerin tümü, kavrayış ve gücün belirli bir yeni bahşedilişini almış olmanın benzer bilinci içindeydi.

194:1.2 Petrus, Üstün’ü bu mabette son öğretisinde bulunduğundaki yerde durup, iki binden fazla ruhu kazanmakla sonuçlanmış coşku dolu ricasını gerçekleştirdiğinde, saat iki sularıydı. Üstün gitmişti; ancak, onlar aniden, ona dair bu hikâyenin insanlar üzerinde büyük bir güce sahip olduğunu keşfetmişlerdi. Onların, İsa’ya olan öncül sadakatlerini haklı gösteren ve aynı zamanda insanları ona inanmaya iten ilave duyuruda bulunmalarına şaşırmamak gerek. Bu buluşmaya havarilerin altısı katılmıştı: Petrus, Andreas, Yakub, Yahya, Filip ve Matta. Onlar bir saatten daha fazla bir süre boyunca konuşmuş olup, konuşmayı öğrenmiş oldukları diğer dillerde birkaç ifadeye bile ek olarak, Yunana, İbranice ve Aramice’de iletilerini duyurmuşlardı.

194:1.3 Musevi önderleri, havarilerin cüretkârlığı karşısında hayretler içine düşmüştü; ancak, geniş sayıdaki kişilerin onların hikâyesine inanmış olması nedeniyle onlara müdahalede bulunmaktan korkmuşlardı.

194:1.4 Saat dört buçukta, iki binden daha fazla yeni inanan havarileri Şiloam havuzuna takip etmişti; burada Petrus, Andreas, Yakub ve Yahya onları Üstün’ün adına vaftiz etmişti. Ve, onlar bu kalabalığı vaftiz etmeyi bitirdiklerinde güneş batmış haldeydi.

194:1.5 Hamsin Yortusu, Yahveh’e hizmet etmeyi arzulamakta olanların kapının yeni inananlarına kardeşlik içinde eşlik etme zamanı olarak büyük vaftiz şöleniydi. Bu nedenle, hem Musevilerin hem de inanan gentilelilerin geniş sayılarının bu gün vaftiz olmak istemesi daha kolaydı. Bunu gerçekleştirerek, onlar hiçbir biçimde kendilerini Musevi inancından ayırmamaktaydı. Bu yaşanmışlıktan belirli bir süre geçtikten sonra bile İsa’ya inananlar Yahudilik içinde bir mezhepti. Havarileri de içine alan bir biçimde onların tümü hala Musevi törensel sistemin temel gerekliliklerine sadıktı.

2. Hamsin Yortusu’nun Önemi

194:2.1 İsa yeryüzü üzerinde, insanı kendisinin şeytanın bir çocuğu olma hurafesinden kurtaran ve onu Tanrı’nın bir inanç evladı soyluluğuna yücelten bir müjdeyi yaşamış olup, onu öğretmişti. Duyurulmuş ve yaşamında yerine getirilmiş olduğu haliyle İsa’nın iletisi, ifade edildiği gündeki insanın ruhsal zorluklarının etkin bir çözümüydü. Ve, şimdi o kişisel olarak dünyadan ayrılmış olduğu için kendi yerine, insan içinde yaşamak ve her yeni nesil için İsa’nın iletisini yeryüzü üzerinde ortaya çıkacak olan fanilerin her bir yeni topluluğunun müjdenin güncel bir halini alması için İsa’nın iletisini yeniden ifade etmek amacıyla tasarlanmış bulunan Gerçekliğin Ruhaniyeti’ni göndermektedir; insanın sürekli yenilenen ve çeşitli ruhsal zorlukları için etkin bir çözüm olarak kişisel bir aydınlanmayı ve topluluk rehberliğini.

194:2.2 Bu ruhaniyetin ilk görevi, tabii ki, gerçekliği desteklemek ve onu kişiselleştirmektedir; zira, insan özgürlüğünün en yüksek türünü gerçekliğin bu kavrayışı oluşturmaktadır. Onun bir sonraki görevi, inananın sahip olduğu öksüzlük hissini yok etmektir. İsa onlar arasında bulunmuş olduğu için, Gerçekliğin Ruhaniyeti insanların kalbinde ikamet etmek için gelmiş olmasaydı, inananların tümü bir yalnızlık hissini deneyimleyecek olurdu.

194:2.3 Evlad’ın ruhaniyetinin bu bahşedilişi etkin bir biçimde olağan insanların tümünün aklını Baba’nın ruhaniyetinin (Düzenleyici’nin) tüm insanlığa olan daha sonraki evrensel bahşedilişini hazırlamıştı. Bir açıdan, bu Gerçeklik Ruhaniyeti hem Kâinatsal Baba’nın hem de Yaratan Evlat’ın ruhaniyetidir.

194:2.4 Aktarılmış olan Gerçeklik Ruhaniyeti’nin güçlü bir derecede ussal olarak bilincine varmayı bekleme hasadında bulunmayın. Ruhaniyet hiçbir zaman kendisine ait bir bilinç yaratmamaktadır; o yalnızca, Evlat olarak Mikâil’e dair bir bilinç yaratmaktadır. En başından beri İsa ruhaniyetin kendisi adına konuşmayacak oluşunu öğretmiştir. Gerçekliğin Ruhaniyeti ile olan birlikteliğinizin kanıtı, bu nedenle, bu ruhaniyete dair bilincinizde değil, Mikâil ile olan derinleşmiş birliktelik deneyimizdedir.

194:2.5 Ruhaniyet aynı zamanda, Üstün’ün yeryüzü üzerindeki yaşamını açıklamaya ve onu yeniden yorumlamaya ek olarak insanların Üstün’ün sözlerini hatırlamalarına ve onları anlamasına yardım etmek için gelmiştir.

194:2.6 Buna ilaveten, Gerçekliğin Ruhaniyeti inananın; beden içinde yaşamış olduğu ve şimdi tekrar Tanrı’nın-ruhaniyetle-dolu evlatlarının her bir ilerleyen nesline ait bireysel inananda yeniden ve taze bir biçimde yaşamakta bulunduğu yaşamı ve onun öğretilerinin mevcudiyetlerine şahitlik etmesine yardımda bulunmak için gelmiştir.

194:2.7 Böylelikle görünmektedir ki Gerçekliğin Ruhaniyeti gerçekten, inananların tümünü, Tanrı ile olan ebedi ve yükseliş halindeki evlatlığın mevcudiyetine dair yaşayan ve büyüyen ruhsal bilincin deneyimine ait genişleyen bilgiye doğru olarak, gerçekliğin tümüne götürmektedir.

194:2.8 İsa, Baba’nın iradesine tabii kılınmış haldeki insan için bir açığa çıkarılış olan bir yaşamı yaşamıştı; herhangi bir kişinin tamı tamına takip etmeye girişmesi için bir örneği değil. Çarmıh üzerindeki ölümü ve onun daha sonraki yeniden dirilişi ile birlikte beden içindeki bu yaşam, yakın bir süre içinde, alınmış bir Tanrı’nın gazabından gerçekleşen bir biçimde — kötü olanın esaretinden insanı tekrar satın almak için ödenmiş fidyeye ait yeni bir müjde haline geldi. Yine de, her ne kadar müjde fazlasıyla bozulmuş hale gelmiş olsa da, İsa’ya dair bu iletinin kendisiyle birlikte krallığa ait onun öncül müjdesinin birçok temel gerçekliğini ve öğretisini taşımış olması bir gerçek olarak varlığını sürdürmektedir. Ve, er ya da geç, Tanrı’nın babalığına ve insanların kardeşliğine ait bu saklanmış gerçeklikler, insanlığın tümüne ait medeniyeti etkin bir biçimde dönüştürmek için ortaya çıkacaktır.

194:2.9 Ancak, usun bu hataları hiçbir biçimde inananın ruhaniyet içindeki büyük ilerleyişine müdahalede bulunmamıştır. Gerçekliğin Ruhaniyeti’nin bahşedilişinden sonra, bir ay dahi olmadan, havariler Üstün ile olan kişisel ve sevgi dolu neredeyse dört yıllık süren birliktelikleri boyunca daha fazla ruhsal ilerleyişte bulunmuştu. Ne de, Tanrı ile olan evlatlığa ait kurtarıcı müjde gerçekliği ile İsa’nın yeniden diriliş gerçeğinin bu değiştirilişi herhangi bir biçimde onların öğretilerinin hızlı bir biçimde yayılmasına müdahalede bulunmamıştır; bunun tersine, onun kişiliğine ve yeniden dirilişine ait bu yeni öğretilerle gerçekleşmiş olan İsa’nın iletisinin bu gölgelenişi iyi haberlerin duyuruşunun kolaylaşmasına fazlasıyla katkıda bulunan görünümde bulunmuştur.

194:2.10 Mevcut zaman zarfına kadar olağan ifade haline gelmiş olan “ruhaniyet vaftizi” terimi, yalnızca, daha öncesinde deneyimlendiği haliyle tüm ruhsal etkilerin bir çoğalımı olarak Gerçekliğin Ruhaniyeti’nin bu hediyesinin bilinçli bir biçimde alınmasını ve Tanrı-bilen ruhlar tarafından bu yeni ruhsal gücün kişisel farkındalığını simgelemişti.

194:2.11 Gerçekliğin Ruhaniyeti’nin bahşedilişinden beri, insan üç katmanlı bir ruhaniyet bahşedilişinin öğretimi ve rehberliğine tabii haldedir; Düşüne Düzenleyicisi olarak Baba’nın ruhaniyeti, Gerçekliğin Ruhaniyeti olarak Evlat’ın ruhaniyeti, ve Kutsal Ruhaniyet olarak Ruhaniyet’in ruhaniyeti.

194:2.12 Bir açıdan, insanlık, evren ruhaniyet etkilerinin yedi katmanlı çekiminin çifte etkisine tabiidir. Fanilerin öncül evrimsel ırkları, yerel evren Ana Ruhaniyeti’nin yedi emir yardımcı akıl-ruhaniyetleri ile ilerleyen iletişime tabidir. İnsan us ve ruhsal kavrayışın ölçeğinde yukarı doğru ilerledikçe, onun üzerinde nihai olarak daha yüksek konumdaki yedi ruhaniyet etkisi bulunacak olup, bu etkiler onun içinde ikamet edecektir. Ve, ilerleyen dünyaların bu yedi ruhaniyeti şunlardır:

194:2.13 1. Kâinatsal Baba’nın bahşedilmiş ruhaniyeti — Düşünce Düzenleyicileri.

194:2.14 2. Ebedi Evlat’ın ruhaniyet mevcudiyeti — kâinat âlemlerinin tümünün ruhaniyet yer çekimi ve tüm ruhaniyet iletişiminin belirli hattı.

194:2.15 3. Sonsuz Ruhaniyet’in ruhaniyet mevcudiyeti — tüm ilerleyici usların ussal akrabalığının ruhsal kaynağı olarak yaratımın tümünün evrensel ruhaniyet-aklı.

194:2.16 4. Kâinatsal Baba ve Yaratan Evlat’ın ruhaniyeti — genel olarak Evren Evladı olarak görülen Gerçekliğin Ruhaniyeti.

194:2.17 5. Sonsuz Ruhaniyet’in ve Evren Ana Ruhaniyeti’nin ruhaniyeti — genel olarak Evren Ruhaniyeti’nin ruhaniyeti olarak görülen Kutsal Ruhaniyet.

194:2.18 6. Evren Ana Ruhaniyeti’nin akıl-ruhaniyeti — yerel evrenin yedi emir-yardımcı ruhaniyeti.

194:2.19 7. Baba, Evlat ve Ruhaniyetler’in ruhaniyeti — ruhaniyetten doğmuş olan faninin Cennet Düşünce Düzenleyicisi ile bütünleşmesinin ve Kesinliğin Cennet Birliği’nin düzeyine ait kutsallığa ve yüceltilişe olan daha sonraki erişimin ardından gerçekleşen âlemlerin yükseliş fanilerine ait ruhaniyetin yeni ismi.

194:2.20 Ve, böylece, Gerçekliğin Ruhaniyetinin bahşedilişi dünya ve onun insanlarına, Tanrı için gerçekleşen yükseliş halindeki arayışa yardım etmek için tasarlanmış bulunan ruhaniyet bahşedilişinin sonuncusunu getirmişti.

3. Hamsin Yortusu’nda Yaşananlar

194:3.1 Birçok tuhaf ve garip öğretiler, Hamsin Yortusu gününe ait öncül anlatılar ile ilişkili hale gelmişti. Sonraki dönemlerde, yeni öğretmen olarak içinde Gerçekliğin Ruhaniyeti’nin insanlık içinde ikamet etmek için gelmiş olduğu bu güne dair yaşanmışlıklar, önü alınmaz duygusallığın budalaca patlamaları ile karıştırılır hale geldi. Baba ve Evlat’a ait olan bu aktarılmış ruhaniyetin ana görevi insanlara Baba’nın derin sevgisini ve Evlat’ın merhametini öğretmekti. Bunlar, insanların kutsallığın karakter özelliklerinin tümüne kıyasla daha bütüncül bir biçimde kavrayabileceği kutsallığa ait gerçekliklerdir. Gerçekliğin ruhaniyeti başlıca Baba’nın ruhaniyet doğası ve Evlat’ın ahlaki karakteri ile ilişkilidir. Yaratan Evlat, beden içinde, insanlara Tanrı’yı açığa çıkarmıştır; Gerçekliğin ruhaniyeti, kalp içinde, insanlara Yaratan Evladı açığa çıkarmaktadır. İnsan “ruhaniyetin meyvelerini” yaşamı içinde verdiğinde, o, yalın bir biçimde, Üstün’ün kendi yeryüzü yaşamında dışa vurmuş olduğu nitelikleri göstermektedir. İsa yeryüzü üzerindeyken, o yaşamını tek bir kişilik olarak yaşamıştı — Nasıralı İsa olarak. “Yeni öğretmen”in ikamet eden kişiliği olarak Üstün, Hamsin Yortusu’ndan beri, gerçekliğin öğretilmiş olduğu her bir inananın deneyiminde yaşamını yeniden yaşamaya yetkin halde bulunagelmiştir.

194:3.2 Bir insan yaşamının gidişatı içinde yaşanan birçok şey; bu evrenin, içinde gerçekliğin hüküm sürdüğü ve doğruluğun galip geldiği bir evren olduğu düşüncesiyle bağdaştırılması zor bir biçimde anlaşılması zordur. Oldukça sık bir biçimde — günah olarak — iftiranın, yalanlarının, yalanın ve yanlışlığın galip geldiği görünmektedir. İnanç, son kertede, kötülük, günah ve adaletsizlik üzerinde galip gelmekte midir? Evet, gelmektedir. Ve, İsa’nın yaşamı ve ölümü, iyiliğin gerçekliğinin ve ruhaniyet rehberliğindeki yaratılmışın inancının her zaman haklı çıkacağının ebedi kanıtıdır. Onlar, şunu söyleyen bir biçimde, çarmıh üzerindeki İsa’yı aşağılamışlardı: “Görelim bakalım Tanrı gelip, onu kurtaracak mı.” Çarmıh gününde yaşam karanlık göründe, ancak yeniden diriliş gününde o ihtişamı bir biçimde berraktı; Hamursuz Yortusu gününde o daha da parlak ve daha da neşeliydi. Karamsar umutsuzluğa ait dinler yaşamın yüklerinden bir kurtuluşu elde etmeyi amaçlamaktadır; onlar sonsuz bir uygu ve dinlenmede yok olmayı arzulamaktadır. Onlar ilkel korku ve endişenin dinleridir. İsa’nın dini, hala mücadele içindeki insanlığa duyurulacak olan inancın yeni bir müjdesidir. Bu yeni din inanç umut ve derin sevgi üzerine inşa edilmiştir.

194:3.3 İsa için, fani yaşam en sert, en kaba ve en acı darbeleri içermişti; ve, bu kişi umutsuzluğun bu hizmetlerini inançla, cesaretle ve Babası’nın iradesini gerçekleştirmek için şaşmaz kararlılıkla karşılamıştı. İsa yaşamı onun her türlü korkunç gerçekliği ile karşılamış olup, onun üstesinden gelmişti — ölümde bile. O dini yaşamdan bir kaçış olarak kullanmamıştı. İsa’nın dini, başka mevcudiyetin bekler haldeki neşesini keyifle deneyimlemek için bu dünyadan kaçmayı arzulamamaktadır. İsa’nın dini, insanların mevcut an içinde beden bünyesinde yaşamış olduğu yaşamı derinleştirmek ve onu soylulaştırmak için diğer ve ruhsal mevcudiyetin neşesini ve huzurunu sağlamaktadır.

194:3.4 Eğer din insanların bir uyuşturucuysa, İsa’nın dini böyle bir din değildir. O çarmıh üzerinde öldürücü uyuşturucuyu içmeyi reddetmiş olup, bedenin tümüne aktarılmış haldeki onun ruhaniyeti, insanları yukarı götüren ve onun ileri doğru yürümesine uyarımda bulunan çok kudretli bir dünya etkisidir. Ruhsal ilerleme uyarımı, bu dünya içinde mevut olan en güçlü yönlendirici kuvvettir; gerçeklik-öğrenen inanan, yeryüzü üzerinde ilerleyici ve oldukça faal bir ruhtur.

194:3.5 Eğer din insanların bir uyuşturucuysa, İsa’nın dini böyle bir din değildir. O çarmıh üzerinde öldürücü uyuşturucuyu içmeyi reddetmiş olup, bedenin tümüne aktarılmış haldeki onun ruhaniyeti, insanları yukarı götüren ve onun ileri doğru yürümesine uyarımda bulunan çok kudretli bir dünya etkisidir. Ruhsal ilerleme uyarımı, bu dünya içinde mevut olan en güçlü yönlendirici kuvvettir; gerçeklik-öğrenen inanan, yeryüzü üzerinde ilerleyici ve oldukça faal bir ruhtur.

194:3.6 Gerçekliğin Ruhaniyeti’nin tüm içten inananlar üzerine bahşedilmiş oluşu gerçeğinin taşımakta olduğu ağırlığı görmezden gelmeyin; ruhaniyetin bu hediyesi yalnızca havarilere gelmemişti. Üst odada bir araya gelmiş olan yüz yirmi erkek ve kadının tümü yeni öğretmeni almıştı; tıpkı tüm dünya boyunca kalplerinde dürüst olanların aldığı gibi. Bu yeni öğretmen insanlığa bahşedilmişti; ve, her ruh onu, gerçeklik için derin sevgisi, kavrayış yetkinliği ve ruhsal mevcudiyetleri algılayışı uyarınca almıştı. En sonunda, gerçek din, din-adamlarının ve tüm kutsal sınıfların gözetiminden kurtarılmış olup, kendi gerçek dışavurumunu insanların bireysel ruhlarında bulmaktadır.

194:3.7 İsa’nın dini, ruhsal kişiliğin en yüksek türünü yaratması ve bu kişinin kutsallığını duyurması bakımından insan medeniyetinin en yüksek türünü yetiştirmektedir.

194:3.8 Hamsin Yortusu gününde Gerçekliğin Ruhaniyeti’nin gelişi hem köktenci hem de tutucu olmayan bir dini mümkün kılmıştı; o ne eski ne de yenidir; o ne eskinin ne de yeninin egemenliği altında olacaktır. İsa’nın yeryüzü yaşamına dair gerçek zamanın atılmış demiri için sabit bir noktayı oluştururken, Gerçekliğin Ruhaniyeti onun yaşamış olduğu dinin ve duyuruş olduğu müjdenin sonsuza kadar süren genişlemesini ve sonsuz büyümesini sağlamaktadır. Ruhaniyet gerçekliğin tümüne rehberlik etmektedir; o, sonu gelmez ilerleyişe ve kutsal gerçekleşime ait sürekli genişleyen ve her zaman büyüyen bir dinin öğretmenidir. Bu yeni öğretmen, İnsan Evladı’nın kişiliğinde ve doğasında oldukça kutsal bir bütünlükte bulunmuş olan nitelikleri gerçekliği arayan inanan için sonsuza kadar açık hale getirecektir.

194:3.9 “Yeni öğretmen”in bahşedilişi ile ilişkili olan dışa vurumlar ve çeşitli ırkların ve milletlerin insanları tarafından havarilerin duyurusunun kabulü İsa’nın dinine ait evrenselliği göstermektedir. Krallığın müjdesi hiçbir ırk, kültür veya dil ile ilişkilendirilmeyecekti. Hamsin Yortusu’nun bu günü, İsa’nın dininin onun içkin Musevi zincirlerinden kurtarılışının büyük ruhani çabasına şahitlik etmiştir. Ruhaniyetin bedenin tümüne olan bu aktarılışı sergisinden sonra bile, havariler ilk başta Yahudiliğin gerekliliklerini yeni inananlarına dayatmaya çabalamıştı. Pavlus bile Kudüs kardeşleri ile sorun yaşamıştı çünkü o gentilelileri bu Musevi uygulamalarına tabi kılmayı reddetmişti. Bir din belirli bir milli kültürle dolmanın veya kurulu haldeki ırksal, toplumsal veya ekonomik uygulamalar ile ilişkili hale gelmenin ciddi hatasında bulunduğunda, dünyanın tümüne yayılamaz.

194:3.10 Gerçekliğin Ruhaniyeti, dışa vuruluşunun bütünlüğünü almış olanların sahip olduğu her türlü adetten, törenden, kutsal mekândan ve mevcut davranıştan bağımsızdı. Ruhaniyet üst odada toplananlara geldiğinde, onlar, daha yeni sessiz duaya katılmış halde, yalnızca orada oturmaktaydılar. Bu ruhaniyet şehre ek olarak ülkenin tümüne bahşedilmişti. Havarilerin, ruhaniyeti almak için ayrılıp tecrit içindeki yalnız bir mekânda yalnız meditasyonla geçen yıllara ihtiyaç duymaları gerekmemekteydi. Zamanın tümü için Hamsin Yortusu ruhsal deneyime ait düşünceyi, özellikle elverişle çevreye dair düşünmeden ayırmaktadır.

194:3.11 Ruhsal bahşedilmişliği ile birlikte Hamsin Yortusu, Üstün’e ait dinin fiziksel kuvvete olan her türlü bağlılığından sonsuza kadar kurtarmak için tasarlanmıştı; bu yeni dinin öğretmenleri bu aşamada ruhsal silahlarla kuşanmış hale gelmişti. Onlar, hatasız bağışlama, benzersiz iyi irade ve sonu gelmez derin sevgiyle dünyayı fetih etmeye gideceklerdi. İsa hâlihazırda takipçilerine kendi dininin hiçbir zaman durağan olmadığını öğretmişti; onun takipçileri, merhamet hizmetlerinde ve derin sevgiyi sergileyişlerinde her zaman faal ve olumlayıcı olacaktı. Bu inananlar artık Yahveh’i “Birliklerin Koruyucusu” olarak görmemekteydi. Onlar artık ebedi İlahiyatı “Koruyucu Mesih İsa’nın Tanrısı ve Babası” olarak görmüştü. Onlar bir ölçüde Tanrı’nın aynı zamanda her bireyin ruhsal Babası oluşuna dair gerçekliği bütüncül bir biçimde kavramada başarısız olmuşsa da, en azından ilerleme kaydetmişlerdi.

194:3.12 Hamsin Yortusu fani insana; kişisel yaraları affetme, çok büyük adaletsizliklerin ortasında soğukkanlılığı koruma, fazlasıyla şaşırtıcı tehlike karşısında etkilenmemiş halde bulunmaya devam etme ve derin sevginin ve hoşgörünün korkusuz eylemleri ile kin ve kızgınlığın kötülüğüne karşı koyma gücünü bahşetmişti. Urantia, tarihi içinde büyük ve yok edici savaşların kasırgalarından geçmiştir. Bu korkunç müdahalelerin tüm katılımcıları yenilgiyle yüzleşmiştir. Orada yalnızca tek bir galip çıkmıştır; bu şiddetli mücadelelerden biri daha derin bir saygınlıkla çıkmıştır — bu Nasıralı İsa ve onun kötülüğün üzerinden iyilik ile gelme müjdesidir. Daha iyi bir medeniyetin sırrı, derin sevgiye ve karşılıklı güvene ait iyi niyet olarak Üstün’ün insanların kardeşliğine dair öğretilerinde atmaktadır.

194:3.13 Hamin Yortusuna kadar, din yalnızca Tanrı’yı arayan insanı açığa çıkarmıştır; Hamsin Yortusu’ndan beri insan hala Tanrı’yı aramaktadır; ancak, dünya üzerinde aynı zamanda, insanı arayan ve onu bulduğunda kendi ruhaniyetini gönderen Tanrı imgesi parlamaktadır.

194:3.14 Hamsin Yortusu’nda bütünlüğe kavuşmuş olan İsa’nın öğretilerinden önce, eski dinlerin düşüncelerinde kadınlar neredeyse hiçbir ruhsal yere sahip değildi. Hamsin Yortusundan sonra, krallığın kardeşliği içinde kadın Tanrı önünde insan ile eş yerde durdu. Ruhaniyetin bu özel ziyaretini almış olan yüz yirmi içinde birçok kadın takipçisi bulunmuş olup, onlar erkek inananlar ile bu kutsanmışlıkları eşit bir şekilde paylaşmıştı. Erkekler artık, dini hizmetin yardımını tekeli haline alma cüreti gösteremez. Ferisiler Tanrı’ya “bir kadın, bir cüzamlı veya bir gentile” olarak doğmamış oldukları için teşekkür etmeye devam edebilir; ancak, İsa’nın takipçileri arasında kadın sonsuza kadar cinsiyete dayalı olan tüm dini ayrımlardan özgür kılınmıştır. Hamsin yortusu; ırksal farklılığa, kültürsel ayrışıma, toplumsal tabakalara veya cinsi önyargıya dayalı olan her türlü dini ayrımcılığı yok etmiştir. Bu yeni dinde inanların şunu haykırmalarına şaşmamak gerekir: “Koruyucu’nun ruhaniyeti nerdeyse, özgürlük oradadır.”

194:3.15 İsa’nın hem annesi hem de kardeşi yüz yirmi inanan arasında hazır haldeydi; ve, takipçilerin bu ortak topluluğunun üyeleri olarak onlar da aktarılmış ruhaniyeti almışlardı. Onlar akranlarından daha fazla iyi hediyeyi almamışlardı. İsa’nın yeryüzü ailesinin hiçbir üyesine özel bir hediye bahşedilmemişti. Hamsin Yortusu özel din-adamlığının ve kutsal ailelere olan her türlü inancın sonunu simgelemektedir.

194:3.16 Hamsin Yortusu’ndan önce havariler İsa için birçok şeyden feda etmişlerdi. Onlar evlerinden, ailelerinden, arkadaşlarından, dünyasal eşyalarından ve mevkilerinden feragat etmişlerdi. Hamsin Yortusu’nda onlar kendilerini Tanrı’ya verirken, Baba ve Evlat — onlar içinde yaşamaları için ruhaniyetleri göndermeleri olarak — onların bu fedalarına kendilerini insanlara vermesiyle karşılık vermişti. Benliği yitirmenin ve ruhaniyeti bulmanın bu deneyimi duygusal bir şey değildi; o, ussal bir benlik tesliminin ve koşulsuz adanmışlığın eylemiydi.

194:3.17 Hamsin Yortusu, müjde inananları arasında ruhsal bütünlüğe olan bir çağrıydı. Ruhaniyet Kudüs’teki inananlara indiğinde, aynı şey Philadelphia’da, İskenderiye’de ve gerçek inananların ikamet etmiş olduğu tüm diğer yerlerde gerçekleşmişti. “İnananlardan oluşan kalabalıkta yalnızca tek bir kalp ve ruhun olduğu” kelimenin tam anlamıyla doğrudur. İsa’nın dini, dünyanın şimdiye kadar şahit olduğu en güçlü birleştirici etkidir.

194:3.18 Hamsin Yortusu bireylerin, milletlerin ve ırkların üstünlük görüşlerini azaltmak için tasarlanmıştır. Bu üstünlük görüşleri, yıkıcı savaşlar ile dönemsel olarak patlak verecek kadar gerginlikler yaratmaktadır. İnsanlık yalnızca ruhsal yaklaşımla bir bütün hale getirilebilir; ve, Gerçekliğin Ruhaniyeti, evrensel olan bir dünya etkisidir.

194:3.19 Gerçekliğin Ruhaniyeti’nin gelişi, insan kalbini arıtmakta olup, alan kişiyi Tanrı’nın iradesine ve insanların refahına adanmış olan bir yaşam amacı tasarlamasına götürmektedir. Bencilliğin maddiyatçı tutumu fedakârlığın bu yeni ruhsal bahşedilişinde yutulmuştur. Hamsin Yortusu, bu zaman olduğu gibi ve şimdiki haliyle, tarihin bir parçası olmuş İsa’nın yaşayan deneyime ait kutsal evlat haline gelişini simgelemektedir. Bu aktarılan ruhaniyetin neşesi, insan yaşamında bilinçli bir biçimde deneyimlendiği zaman, sağlık için bir ilaç, akıl için bir uyarım ve ruh için şaşmaz bir enerji haline gelmektedir.

194:3.20 Dua, Hamsin Yortusu gününde ruhaniyeti getirmemiştir; ancak, o, bireysel inananları niteleyen algı yetkinliğini belirlemede fazlasıyla katkıda bulunmuştur. Dua kutsal kalbi bahşedilişin özgürlüğüne taşımamaktadır; ancak, o oldukça sık bir biçimde, onların Yaratıcı ile içten dua ve gerçek ibadetin doğrudan ilişkisini kurmayı bu şekilde hatırlayanların kalplerinde ve ruhlarında kutsal bahşedilmişliklerin akabilmesi için daha büyük ve derin kanalları açmaktadır.

4. Hıristiyan Kilisesi’nin Başlangıçları

194:4.1 İsa oldukça anlık gerçekleşen bir biçimde düşmanları tarafından alınıp, çok hızlıca iki hırsız arasında çarmıha gerildiğinde, onun havarileri ve takipçileri tamamiyle umutsuzluk içine düşmüşlerdi. Üstün’ün tutuklanışı, zincirlenmesi, kırbaçlanması ve çarmıha gerilmesi havariler için bile katlanılamaz nitelikteydi. Onlar İsa’nın öğretilerini ve uyarılarını unutmuştu. O, gerçekten de, “Tanrı ve insanların tümü önünde eylemde ve sözde çok kudretli bir peygamber” olabilirdi; ancak, o neredeyse hiçbir bir biçimde, İsrail krallığını yeniden kurmayı kendisinden umut etmiş oldukları Mesih olamazdı.

194:4.2 Bunun ardından, umutsuzluktan kurtarılışı ve Üstün’e ait inançlarına geri dönüşleriyle yeniden diriliş gelmişti. Tekrar ve tekrar onlar İsa’nın kendilerini görüşüne ve kendileriyle konuşmasına şahit olmuştu; ve, İsa onları kendilerine elvedada bulunup, Baba’ya geri dönüyor olduğunu söylemiş olduğu Zeytindağı’na götürmüştü. İsa onlara, Gerçekliğin Ruhaniyeti’nin gelişi biçiminde, güç ile bahşedilene kadar Kudüs’te vakit geçirmelerini söylemişti. Ve, Hamursuz Gününde bu yeni öğretmen gelmiş olup, onlar bir kez daha yeni güçle müjdelerini duyurma çıkmışlardı. Onlar yaşayan bir Koruyucu’nun cüretkâr ve cesur takipçileriydi; ölü ve yenilmiş bir önderin değil. Üstün, bu öğreti-yayıcılarının kalplerinde yaşamaktadır; Tanrı onların akıllarında bir inanç-savı değildir; o, ruhlarında yaşayan bir mevcudiyet haline gelmiştir.

194:4.3 “Onlar gün be gün kararlı bir biçimde ve uyum halinde mabetteki etkinliklerine ve evdeki yemeklerine devam etmişlerdi. Onlar, Tanrı’yı öven ve insanların tümünün iyiliğini isteyen bir biçimde, yiyeceklerini şükranla ve ortak kalple almışlardı. Onların tümü ruhaniyetle dolmuştu; ve, onlar Tanrı kelimesinden cüretkâr bir biçimde bahsetmeye başlamışlardı. Ve, inanmış olan bu kişilerin oluşturduğu kalabalıklar tek bir kalp ve ruh içerisindeydi; ve, onlardan bir tanesi bile sahip oldukları şeylerin bir tanesinin bile kendisine ait olduğunu söylememişti; ve, onlar her şeye ortak bir biçimde sahip olmuştu.”

194:4.4 İsa’nın Tanrı’nın babalığı ve insanın kardeşliği olarak krallığın müjdesini duyurmaya çıkmalarını emretmiş olduğu bu kişilere ne olmuştu? Onlar yeni bir müjdeye sahiplerdi; onlar yeni bir deneyimin yoğun coşkusu içindeydi; onlar yeni bir ruhsal enerji ile doğmuştu. Onların iletisi aniden gerçekleşen bir biçimde dirilmiş Mesih’in duyurusuna dönmüştü: “birçok kudretli emekleri ve mucizeleri ile bir insan halindeki Tanrı olan Nasıralı İsa; kendisinin kesin tavsiye ile Tanrı’ya dair önbilgisiyle kurtarmış olduğu böyle kişiliği sizler çarmıha gerip öldürdünüz. Peygamberlerin tümünün sözleri ile Tanrı’nın haberciliğinde bulunduğu her şeyi o yaşamıyla yerine getirdi. Bu İsa’yı Tanrı kesin bir biçimde diriltti. Tanrı onu hem Koruyucu hem de Mesih kıldı. Tanrı’nın sağ koluna erişerek, Baba’dan ruhaniyet sözünü almış ve onun tarafından yüceltilmiş olarak, o gördüğünüz ve duyduğunuz şeylerin hepsine aktardı. Tövbe edin ki günahlarınız temizlensin; ki Baba, sizler için, görevlendirilmiş olan, evet İsa bile olarak, Mesih’i gönderebilsin; her şey yerli yerine getirildiğinde cennetin kabul edeceği sizler.”

194:4.5 İsa’nın iletisi olarak krallığın müjdesi aniden Koruyucu İsa Mesih’in müjdesine dönüştürülmüştü. Onlar bu aşamada, onun yaşamının, ölümünün ve yeniden dirilişinin gerçeklerini duyurmakta olup, başladığı çalışmasını tamamlayabilmesi için onun bu dünyaya hızlıca geri dönmesi umudunun vaazında bulunmaya başlamamışlardı. Böylece, öncül inananların iletisi onun ilk gelişinin gerçeklerini duyurmak ve, oldukça yakın bir süre içinde gerçekleşecek olduğunu düşündükleri bir yaşanmışlık olarak onun ikinci gelişinin umudunu öğretmekten meydana gelmişti.

194:4.6 Mesih, hızlıca din kurumuna dönüşen bir mezhep haline gelmek üzereydi. İsa yaşamaktaydı; o insanlar için ölmüştü; o ruhaniyet vermişti; o tekrar gelecekti. İsa tüm düşüncelerini kaplamış ve Tanrı’ya ve her şeye dair tüm yeni kavramsallaşmalarını belirlemişti. Onlar “Tanrı Koruyucu İsa’nın Babası” biçimindeki yeni inanç savıyla o kadar aşırı bir biçimde etkilenmişlerdi ki, “Tanrı’nın her insanın sevgi dolu Babası”, hatta her bir bireyinki oluşuna dair eski iletiye ilgilerini yitirmişti. Gerçektir, kardeşsel derin sevginin ve benzeri görülmemiş iyi niyetin muhteşem bir dışavurumu inananlardan meydana gelen bu cemiyetler içinde doğmuştu. Ancak, bu, İsa’ya olan inanların meydana getirmiş olduğu bir birliktelikti; cennet içindeki Baba’nın ailesel krallığı içindeki kardeşlerin birlikteliğine olan inananların topluluğu değil. Onların iyiliği, İsa’nın bahşetmesine ait kavramsallaşmanın derin sevgisinden doğmuştu; fani insanın kardeşliğinin tanınmasından değil. Yine de, onlar neşe ile dolmuştu; ve, onlar o kadar yeni ve benzersiz yaşamlar yaşamaktaydı ki, insanların tümü onların İsa’ya dair öğretilerine bağlanmışlardı. Onlar, bu müjde için krallığın müjdesine dair yaşam içinde ve örneklendirici yorumları kullanmanın büyük hatasında bulunmuştu; ancak, bu bile, insanın bu zamana kadar görmüş olduğu en büyük dini temsil etmişti.

194:4.7 Aksi görülemeyecek bir biçimde, yeni bir birliktelik tüm dünyada doğmaktaydı. “İnanmış olan kalabalıkların sayısı havarilerin öğretisinde ve birlikteliğinde, yemeğin yenmesinde ve duada sürekli bir biçimde artmaktaydı.” Onlar birbirlerini ağabey ve abla olarak çağırmışlardı onlar birbirlerini kutsal bir öpücükle selamlamışlardı; onlar fakire yardım etmişlerdi. Bu, ibadete ek olarak yaşamdan meydana gelen bir birliktelikti. Onların bütünlüğü, emirle bir araya gelmiş ortaklaşa yaşam değildi; onlarınki akran takipçileri ile sahip oldukları şeyleri paylaşma arzusuydu. Onlar kendilerinden emin bir biçimde, nesilleri boyunca Baba’nın krallığının kuruluşunu tamamlamak için İsa’nın geri döneceğini beklemişlerdi. Bu kendiliğinden gerçekleşen dünyasal iyeliklerinin paylaşımı İsa’nın öğretisinin doğrudan bir özelliği değildi; o böyle gerçekleşmişti çünkü bu erkek ve kadınlar oldukça içten ve kendilerinden emin bir biçimde İsa’nın her an çalışmalarını bitirmek ve krallığı tamamlamak için geri döneceğine inanmışlardı. Ancak, düşüncesiz kardeşsel derin sevgi biçimindeki bu iyi niyetli deneyime ait nihai sonuçlar yıkıcı ve keder besleyiciydi. Binlerce içten inanan emlaklarını satmış olup, değerli tüm eşyalarından ve gelir getiren şeylerinden kurtulmuştu. Zamanın ilerlemesiyle, Hıristiyan “eşit-paylaşım”a ait azalan kaynaklar bir sona ermişti — ancak dünya olduğu gibi akmaya deva etmişti. Çok yakın bir süre içinde Antakya’daki inananlar, Kudüs’teki akran inananların açlıktan ölmelerini engellemek için bir dizi eşyalar tutmaya başlamıştı.

194:4.8 Bu günlerde onlar, onun oluşturulmuş haliyle Koruyucu’nun Son Akşam Yemeği’ni kutlamışlardı; bu biçim uyarına, onlar iyi birliktelikten oluşan bir toplumsal yemek için bir araya gelmekte ve yemek sonunda dini bir âdete katılmaktaydı.

194:4.9 Onlar ilk başta İsa adına vaftizde bulunmuşlardı; “Baba, Evlat ve Kutsal Ruhaniyet” adına vaftizde bulunmaya başlamaları neredeyse yirmi yıl almıştı. Vaftiz, inananlardan meydana gelen birlikteliğe kabul edilmek için gereken tek şeydi. Onlar henüz bir örgütlenmeye sahip değildi; onlar yalnıza bir İsa kardeşliğiydi.

194:4.10 Bu İsa mezhebi hızlıca büyümekteydi; ve, bir kez daha Saddükiler onları fark etmeye başladı. Ferisiler, öğretilerin hiçbiri Musevi yasalarının uyumuna karşı gelmediği için bu durumdan çok az rahatsız olmuşlardı. Ancak, Sadukiler, Gamaliel ismindeki önde gelen hahamlardan birinin tavsiyesi aralarında üstün hale gelene kadar İsa’nın mezhebine ait önderleri hapse atmaya başlamışlardı; Gamaliel onlara şunun tavsiyesinde bulunmuştu: “Bu insanlara bir şey yapmaktan sakının ve onları rahat bırakın; zira, eğer onların tavsiyesi veya çalışması insana ait bir şeyse, o zaten kalıcı olmayacak; ancak, bunlar Tanrı’ya aitse, siz onları kaldıracak güce sahip olmayacak, yalnızca kendinizi Tanrı’ya karşı ümitsiz halde çatışır halde bulacaksınız.” Onlar Gamaliel’in tavsiyesini dinlemeye karar verdi; ve, Kudüs’te, boyunca İsa’ya dair yeni müjdenin hızlı bir biçimde yayılmış olduğu, huzur ve sessizlikten meydana gelen bir dönem ortaya çıktı.

194:4.11 Ve, böylece, Yunanlıların İskenderiye’den büyük kalabalıklar halinde gelişine kadar Kudüs’te her şey yolunda gitmişti. Rodan’ın iki öğrencisi Kudüs’e varmış olup, Helenciler arasında birçok yeni inananı elde etmişti. Onların öncül inananları arasında Stephen ve Barnabas bulunmuştu. Bu yetkin Yunanlılar Musevi bakış açısına dair birçok şeye sahip değildi, ve onlar Musevi ibadet türüne ve diğer törensel uygulamalara iyi bir biçimde uyuşmamaktaydı. Ve, İsa kardeşliği ve Ferisiler ve Saddukiler arsasındaki huzurlu ilişkileri sonlandıran şey bu Yunanlı inananlarının eylemleri olmuştu. Stephen ve onun Yunan birlikteliği daha çok İsa’nın öğretmiş olduğu gibi vaazda bulunmaya başlamıştı; ve, bu onları Musevi önderleri ile doğrudan bir çatışma konumuna getirmişti. Stephen’in kamuya olan vaazlarından bir tanesinde, söyleşinde tartışmalı bir noktaya geldiğinde, onlar mahkemenin tüm resmi işleyişlerinden kurtulmuş olup, onu burada ölesiye taşlamaya geçmişlerdi.

194:4.12 Kudüs’te İsa’ya inananların Yunan kafilesini önderi olarak Stephen böylece, öncül Hıristiyan din kurumunun resmi örgütlenişi için yeni inancın ve belirli bir amacın ilk şehidi olmuştu. Bu yeni kriz, inananların artık Musevi inancı içinde bir mezhep olarak devam edemeyeceğinin tanınmasıyla sonuçlanmıştı. Onların tümü kendilerinin inanmayanlardan ayrılmasında hem fikir haline gelmişti; ve, Stephen’in ölümünden sonra bir ay içinde Kudüs’teki din kurumu Petrus’un önderliği altında örgütlenmiş olup, İsa’nın kardeşi Yakub onun fahri başı olarak seçilmişti.

194:4.13 Ve, bunun sonrasında, Museviler tarafından o kadar yeni ve acımasız idamlar patlak vermişti ki, daha sonra Antakya’da Hristiyanlık olarak adlandırılmış olan, İsa’ya dair yeni dinin faal öğretmenleri imparatorluğun en uç sınırlarına varasıya İsa’yı duyurmaya çıkmıştı. Bu iletinin taşınmasında, Pavlus zamanından önce, önderlik Yunanlıların ellerindeydi; ve, bu ilk öğreti-yayıcılar, ve aynı zamanda daha sonrakiler, eski günlerde İskender’in yolu olarak adlandırılış olan güzergâhı takip etmişti; bu yol, Gazze ve Tire üzerinden Antakya’ya ve buradan Küçük Asya üzerinden Makedonya’ya ve buradan da Roma ve imparatorluğun uç sınırlarına gitmekteydi.





Back to Top